Bu kitap bana sadece bir roman değil, sislerin içinde dolaşan bir rüya gibi geldi. Gerçekle hayalin, tarihle efsanenin birbirine karıştığı büyülü bir atmosferi var. Anlatım dili hem oyunbaz hem derin; bir yanda güldürürken bir yanda düşündürüyor.
Karakterler masaldan fırlamış gibi ama aynı zamanda insana kendini sorgulatan tarafları da var. En güzeli de kitabın asla tek bir kalıba sığmaması: kimi zaman roman, kimi zaman felsefe metni, kimi zaman da hayali bir atlas gibi.
Bittiğinde elimde sislerin içinde kaybolmuş bir yolculuğun hatırası kaldı. Edebiyatın sınırları zorlayan tarafını sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.