·344 syf.····Okunma: 06 Eylül 2025 11:54 Bu seri anlayamadığım bir şekilde beni aşırı eğlendiriyor ve akıp gidiyor. Ne okuyacağımı bilerek başlamış olmamın ve gerçekten de öyle bir şeyle karşılaşmış olmam sayesindedir muhtemelen.
Öncelikle bu kitap bu puanı hak ediyor mu hiç ekin değilim. Ben üzerine çok düşünmeden okuduğum için gayet eğlenerek okudum ve bu yüzden bu puanı verdim ama biraz düşününce gerçekten de üzerine konuşulması gereken sorunlar olduğunu görebiliyorum.
Kitabın genelinden başlayıp karakterlerden devam edeceğim.
Kitabın gidişatı, minik gelişmeleri eş geçersek birinci kitapla tamamen aynı. Oleander'ın eğitimi, kendini geliştirmeye çalışması, kimi Bağ'larıyla ilişkisinin gelişmesi ve kimisiyle gelişmeye çalışması, Direniş'in çıkardığı birkaç minik olay, son otuz sayfada da aksiyon ve bitiş.
Bir yandan böyle uzun serilerde genellikle birinci kitap giriş kitabı, ikinci kitap da geçiş kitabı olarak yazıldığı için neden böyle olduğunu anlıyorum ama bir yandan da sanki olduğumuz yerde biraz fazla sayıyormuşuz gibi geliyor. Sanki altı ana karakter olduğu için yazar seriyi altı kitap yapmak istemiş ama konu yeterince geniş olmadığı için uzattıkça uzatmaya çalışıyormuş gibi.
Oleander'ın yaptığı antrenmanlarla fiziksel olarak geliştiğini görüyoruz. Bağlarıyla ilişkisi gelişiyor demek isterdim ama sadece biriyle olan ilişkisi gelişiyor. İkisiyle arası zaten iyiydi, kalan ikisiyle de çok bozuktu. O bozuk olanlardan biriyle de bit ara gelişiyor gibi oluyor, sonra tekrar başa dönüyor, sonra tekrar gelişiyor gibi oluyor ama bir anda yine başa dönüyor... Sıkıldım doğrusu.
Sonlarda Sage'le ilgili minik bir gelişme oldu. Onun dışında Direniş bir şeyler yaptı ama... Oleander Direniş'le ilgili bir sürü şey biliyor ama onun bakış açısından okumamıza rağmen kayda değer hiçbir şey öğrenemiyoruz. Tamam, onlarla ilgili düşünmek istemediğini biliyorum ama bir iki şey de söylersin.
Erkek karakterlerin yetenekleriyle ilgili bilgiler edindik. Aynı şekilde Oleander'ın başka bir yeteneğiyle daha tanışmış olduk. Bu kitaptaki en kayda değer şeyler bunlardı diyebilirim.
Kitabın sonunda yaşanan olaydan dolayı bu kitabın gerçekten de bir geçiş kitabı olduğunu ve üçüncü kitapta artık doğru düzgün bilgiler edinmeye ve önemli olaylar görmeye başlayacağımızı düşündüm. Eğer böyle bir şey olmazsa seriyi bırakmam ama cidden rahatsız olurum.
Ama en sinirlendiğim şey: Oleander ve Sage dışında neden tüm kadın karakterler ka$armış gibi gösterilmek zorunda? Daha doğrusu neden öyle olmak zorundalar? Kitty, Gracie ve Giovanna zaten direkt ka$ar, Gloria da saçma sapan laflar etti. Salak North'un sekreteri Pen var bir de. O zaten çok sinirli olduğum ayrı bir konu. Bir kadın karakter de düzgün olsa olmuyor mu, alooo?
Serinin bitmesine daha dört kitap var. Düzgün bir kadın karakter göremezsek atacağım kendimi bir yerlerden.
Gelelim karakterlere.
Kitabın giriş bölümünü North'un ağzından okuyoruz ama pek bir etkisi olmuyor açıkçası. Kitabın geri kalanı tamamen Oleander'ın ağzından anlatılıyor ki kitabın en büyük sorunu kesinlikle buydu.
Oleander'ı ilk kitapta sevmiştim, beni öyle çok rahatsız eden davranışları olmamıştı ama bu kitapta sinirlendim kendisine. İlk kitapta biraz daha olgun gözükürken bu kitapta cidden şımarık bir ergen gibiydi.
"Bağlarım benden nefret ediyor, ühüü." olayı devam ediyor hala. Ya, kendine gelir misin artık biraz? Senden nefret etmedikleri - Nox dışında - açıkça ortada. Bir de nefret ediyor olmalarına üzülüyor, tripleniyor; sonra "Ben zaten bir canavarım, zehirim. Benden nefret etmeleri çok normal." diyerek kendine tripleniyor. Bir karar verir misin artık???
Şu "ben canavarım" olayından da sıkıldım. Aynı şekilde bazen bunu diyerek sızlanıyor, bazen de bu benliğini kabul etmiş şekilde umursamazca dolanıyor. E yeter artık ama.
Nox ve North'un kabus yaratıklarından ikisine takmış kafayı. "Ya siz nasıl olur da benim dünyalar tatlısı Brutus ve August'uma öyle kötü davranırsınız?? Onlar birer masum köpekçik!!!!!" triplerinde geziyor. Ya Oleander neden bu kadar gerizekalı olmak zorundasın? En basit seviye düşünme, anlama ve kavrama kabiliyetlerinden de mi yoksunsun? Şu köpeklerden biri ağzını açsa da Oleander'ı tek hamlede yutsa diye dua ettim.
Erkek karakterler birer karakter olmaktansa bir tip gibi. Atlas ve Gabe kitabın başından beri korumacı, kibar, samimi olanlar. Nox zaten kötü karakterimiz. North duvar suratlı siyasetçi. Sadece Gryhon değişim gösterdi ve hoşuma da gitti ama yine bir tip gibi görünüyor kendisi.
Nox hala Oleander'dan nefret ediyor. Bu nefret olayı da çok garip bir şey. Yaptığı birkaç şeyden ötürü kızı alttan alttan önemsediğini anlayabiliyorsunuz ama onu asla Bağ'ı olarak kabul etmeyeceğinden bahsediyor. Erkekler arasından böyle davranan tek kişi Nox. Bunun altında bir neden olmalı ama hiçbir şey göremiyoruz.
North'ta anlayamadığım bir güvensizlik var. Şu kız herkese inandırdı kendisini, bir Şu Dravenları ikna edemedi. Hala "Bana kendini kanıtlayacaksın." diyor. Ne yapmasını bekliyorsun bu kızın paşam? Üçüncü kitapta o duvardan farksız suratının ta ortasına yıldırım düşmüş gibi çarpıldığını görürüz umarım. Yanakların da az biraz kızarır, biraz pişman olursun.
Çok sevgili "sekreteriyle" olan olayı beni çileden çıkardı zaten. Yahu gece Oleander'la uyumuşsun, kız senin Esas Bağ'ın ve hala yatağında. O aptal sekreterini odana sokuyorsun ve kadın; sen duş alırken resmen senin için kıyafet, hatta İÇ ÇAMAŞIRI seçiyor???? Bu nasıl bir saçmalık???? Hepiniz Oleander'ın kaçtığı süreçte önünüze geleni düzmüşsünüz zaten, onu biliyoruz da az saygı be. Kitabın içine atlayıp ağzıma geleni söyleyerek ağzını yüzünü kırasım geldi. Gryphon benim hayallerimi benim yerime gerçekleştirmiştir umarım.
Şu rezalet olay dışında karakterlerle ilgili olan bu sorunun tamamen anlatım yüzünden olduğunu düşünüyorum. Altı kitaplık bir seri. Altı ana karakterimiz var ama biz sadece tek bir karakterin, Oleander'ın bakış açısından okuyoruz. Kız zaten Bağlarının hepsinin kendisinden nefret ettiği konusundaki fikrinden bir türlü vazgeçemediği için onlara çok dar bir bakış açısıyla bakıyor. Asıl düşüncelerini görmemiz zaten imkansız. Sadece diğer karakterler Oleander'a "Bak, şu aslında senin için bunu yaptı." dediğinde kızı aslında önemsiyorlar mı yoksa pek de umurlarında değil mi konusunda bir fikre sahip olabiliyoruz. Onun dışında davranışlarının arkasında yatan sebepler, kişilikleri... YOK. Böyle uzun ve çok karakterli serileri ya kahraman bakış açısından yazıp çok anlatıcılı yapın ya da ilahi bakış açısıyla yazın. Yoksa karakterleriniz Somurtkan Şirin, Güçlü Şirin, Şirin Baba, Şirine gibi dizilip kalırlar ortada.
Yazarın anlatımı da aşırı yetersiz bu arada. Erkek karakterlerin görünüşleri hakkında çok seksi olmaları dışında pek bir şey bilmiyoruz. İlk kitabın başında bahsedilmişti biraz ama öyle bir kere anlatıp bırakınca insan unutuyor. Ben zaten kitapta bir şeyin görünüşü betimlendiğinde onu zihnimde canlandırmakta çok zorlanan biriyim. Kitap kapakları olmasaydı hiçbirinin görünüşü yoktu bende. Bu kitapta Gryphon'un gözlerinin açık mavi olduğu söylendiğinde kalakaldım. Sage, Felix, Sawyer, Gray... Bunlar direkt yok zaten. Bir tek Sage ve Sawyer kahverengi saçlı ya da kumraldı. Öyle bir şey hatırlıyorum, artık ne kadar doğruysa.
Öyle işte. Bu seri bana istediğim şeyi verdiği için çok düşük vermek de gelmiyor içimden ama asıl düşüncelerim bunlardır.