·208 syf.····Okunma: 06 Eylül 2025 21:34 Başka şehirden gelen öğretmen bir ailenin başına gelen talihsiz bir olayı anlatıyor. Benim kitaptan çıkarımım ise şu yönde. Şehre taşınıp orada yaşayan köylülere göre çok modern ve büyük, köylülerin imrenerek baktığı bir ev inşa ediyorlar. Oradaki halkı eğitip bazı inançlarını eleştirel bir bakış açısıyla karşılıyor bu öğretmen olan aile. Ama belli bir zaman sonra evinin oturma odasında taşlar birikiyor ve onları ürkütmeyr başlıyorlar. Burada büyük bir metafor olduğunu düşünüyorum. Bence taşlar orada oturan köylüleri, bir yere gitmek ve kımıldamak gibi bir düşüncesi olmayan, doğalarının bu olduğuna inanan köylüleri temsil ediyor. Sadece kımıldayark o aileyi rahatsız etmeleri ve evin özellikle "oturma odasında" olmaları. O evde oturmalarının istenmediğine bir işaret. Daha önceki aileninde başına gelmesi (portemonge ailesiydi sanırım) durumu pekiştiriyor. Kendinden olmayını dışlamak, yabancılaştırmak..
Sastioganalar yaşam tarzlarından vazgeçmediler yazıyor kitapta. Uyumsuzluğu, yabancılaşmayı çok iyi anlatmış olduğunu düşünüyorum.
Ben okurken bir tiyatro oyunu okuyormuşum gibi hissettim. Yazarın merakı kitabın sonuna kadar okura bırakmaması da hoşuma gitti. Çığır aşacak bir kitap diyemem ama farklı bir bakış açısı sunabilecek bir kitap diye düşünüyorum.