Kitabımızın iki baskın karakteri vardır: Arkadi ve Bazarov. Bu iki karakter öyle işlenmiştir ki sanki insanın hayattaki iniş çıkışları gibidirler. Hikayenin başında Arkadi bir nihilist olarak yansıtılır. Fakat ileride işler değişmeye başlar. Arkadi'nin rol modeli bir nihilist yani Bazarov'dur. Ama kendisine baktığımızda hiç de nihilist değildir. Bazı satırlarda Arkadi'nin amcasına ve babasına Bazarov'a karşı hak vermesinden bunu rahatça görebiliriz. Arkadi nihilizme hayrandır. Karakteri ise daha çok romantiktir. Bu durum büyük bir kişilik çatışmasını doğurur. Arkadi olmak istediği kişi gibi davranacak yoksa hissettiği kişi gibi mi? Kitabın birçok bölümünde rahatça bu çatışmayı görürüz. Arkadi kimi zaman sert bir şekilde Bazarov'u destekler kimi zaman ise gelenekselin yanında durur. Bazarov ise hikayemizin sonuna kadar neredeyse karakterinden hiç ödün vermez. Katı bir nihilist gibi davranır. Duyguları saçma bulur. Akımlar onun için anlamsız. Sanatı ise bayağı bulur. Hayat onun için saçma bir yolculuktan ibarettir. Yine de hiç istemediği bir şekilde duygularının kurbanı olmaktan kurtulamaz. Duygularına karşı yenilgi üstüne yenilgi alır. Artık son ana yaklaştığını hissettiğinde ise belki de ömrü boyunca inkar ettiği ve görmezden gelmeye çalıştığı duygularının esiri olur. Hayatı boyunca savunduğu görüşlere bu kadar zıt bir davranış ise ister istemez okuyucuda büyük bir soru işareti bırakır. Bir insan gerçekten nihilist olabilir mi?