7/10
·560 syf.··
2025 15. kitabı
Bu incelemede söylemek istediğim çok fazla şey var. Konu bu seri olunca aynı yazarı gibi ben de bir şeylerden hıncımı çıkarmak istiyormuş gibi hissediyorum ama spoiler uyarısı vererek bir yerden başlayacağım. Yanan Tanrı bana serinin en iyi yazılmış kitabı gibi geldi ama aşırı yorucu bir temposu var, kitabın sonlarına doğru cidden savaştan ben bile yorulmuş oldum. Bu kitapta fark ettim ki kitabın asıl sorunu tamamen Rin. Bana sorarsanız yazar güçlü bir kurguya ilginç bir karakter yazmak istemiş ama hayatımda hiçbir ana karakterden bu kadar nefret ettiğimi hatırlamıyorum. Rin sığ düşünceli, liderlik özellikleri bulundurmayan, bencil ve fevri bir karakter. Halkını kurtarmak için yola çıkan bir karakterde olmaması gereken özelliklere sahip bana sorarsanız. Savaşı bu kadar içselleştirerek anlatan bir kitapta artık Rin'in gelişim gösterip savaşın çok zararlı ve gereksiz bir şey olduğunu anlamasını beklerdim. Öte yandan Rin asla düşmanlarıyla empati kuramayan hatta bence bu yüzden sürekli kaybeden bi karakter. Düşmanlarını geçtim en azından onun için savaşan insanlara azıcık saygı göstermesini isterdim ama kendisi de her zaman söylüyor insanların yaşamı onun için değersiz ve harcanabilir. Tikany'deki katliama şahit olduğu bölümde "Ölüm kutsaldı. Ölüm saygı gerektirirdi." gibi bir düşüncesi olması beni çok güldürdü mesela çünkü Rin kadar ölüme saygı göstermeyen bir karakter yoktu seride. Daha o kadar fazla faul hareketi var ki sayarak bitiremem sanırım. İnsanları devamli tehditle yanına çekmesi (sürekli ihanete uğramasına saşmamalı) , her şeyi şiddetle çözmesi, daha kitabın başında zayiat vermemek için masumları yakması... Rin bu kitabın en büyük sorunu ve fiyaskosu ve benim için kitabı o kadar katlanılmaz hale getirdi ki asla susmayabilirim bu konuda. Aralarındaki ilişkiye asla bir ad ve anlam veremediğim, hic umursamadığım ve duymaktan bıktığım Altan'la da KİTAP BOYUNCA kafasının içinde konuşması da sağlıksız olduğunun kanıtlarındandır sanırım. Biraz da bu kitabın olaylarında hoşuma gitmeyen şeylerden bahsedecek olursam Rin'in çok kolay şaman yetiştirmesi ve Üçlü'den kurtulduğu bölümün saçmalığı denebilirdi sanırım. 3 kitap boyunca da olay örgüsünde delik bulduğum nadir yerlerdendi ikisi de. Kitabın diğer karakterleri bana sorarsanız hep arka planda Kuang Rin dışındaki insanları nası kullanacağını pek bilemiyor gibi geliyor bana. Kitay hep olayın içinde ama olaylara müdahale edemiyor. Nezha deseniz çok korkak. İkisini de Rin'den çok daha fazla seviyorum ve savaşı daha iyi anlayan vicdanlı karakterler olduklarını düşünsem de hareketleri çok belirsiz ve yetersiz denebilir. Bu kitabın değerini ve puanını yükselten benim için sonuydu. Sonu cidden beklediğim gibi bitmedi. Rin'in ölmesi kitaptaki en güzel olaydı sanırım. Sondaki savaş sevdası, en çok güvendiği insana bile sırtını dönmesi tam da ondan bekleyeceğim hareketlerdi. Nezha'nın da dediği gibi Rin'in ölmesi herkes açısından en hayırlısıydı. İkisinin arasındaki ilişki konusunda da Kuang'ın çok korkak davrandığını düşünüyorum. Kitabın romantik bir kitaba dönüşmesinden korkmuş sanırım ama en azından ortada bizi etkileyecek bir şeyler olurdu duygusal açıdan çünkü sonuna üzülemedim bile. Çok uzun bir inceleme oldu biliyorum ama bu kitap cok karışık hislere sebep oluyor. Ben aldığı popüleriteyi pek hak ettiğini düşünmüyorum ama deneyimlemeye değer sanırım çünkü ben Çin-Japon savaşıyla alakalı çok şey öğrendim. Şimdilik bu kadar. Keyifli okumalar.
Edebiyat & Roman
Yanan TanrıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2022784 okunma
·
115 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.