BüşraRaven'in PeşindeSelin Solaris
Geldik serinin ikinci kitabına. İlk kitabında uğradığımız hayal kırıklığı, beklentilerimizi ne kadar yerle bir ettiğini, en önemlisi de karakterlerin nasıl gıcık ettiğini paylaşmıştık. İlk kitap öyle bir önyargı oluşturmuştu ki ikinci kitabı baya uzun süre erteledik ama sonuç da okuduk ve bitti.
Kitabın artı yönlerinden bahsedeceğim öncelikle; birinci kitaba oranla diyaloglar daha yerli yerinde idi, anlatımı göze çarpmıyordu. Büşra'nın deyimiyle ' Amerikan Dublajı gibi sırıtmıyordu'
Rovenan daha çekilebilir biri oldu, gene ukalaydı ama en azından bunu dengelemeyi bu sefer başardı. Öfkesiyle hareket etmek yerine durup düşünmeyi seçti ve bunu yaparken tabii ki duygularına da yavaş yavaş yenilmeye başladı. Babasından çıkan olay beni afallatmadı çünkü ben altından başka bir şey çıkacağını düşünüyorum. Ters köşe içinde ters köşe gibi..
Kant.. İlk kitapta ki o gaddar adam gitmiş yerini duygularını kabullenmiş, insanlarla yavaş yavaş bağ kurmaya başlamış bir karakter karşıladı bizi. Sevilmeyi her şeyden çok istiyor ama babasının kötülüğü altında o kadar ezilmiş ki kalbine birini almaktan korkuyor.
Gelelim kitabın eksi yönlerine; az önce bahsettiğim Kant ve babası mevzusu. Babası hayatını mahvediyor, sevdiği kadına zamanında işkencenin en büyüğünü yapmış ama bizim ki onu öldürmeyi denemek yerine senden nefret ediyorum ama yine de boyundurluğunun altındayım konumunda. Pardon? Sonra bir anda R için babasına karşı gelmeyi göze alabildi. Oldu tamam yedik.
Kitabın bana verdiği bir olay yoktu. Hani ne anlattı, bize ne verdi, neyi merak etmemiz gerek. Bu sorular karşıladı beni kitabı okurken. R'nin ailesi ile ilgili çıkan sırlar ve K'nin verdiği karar dışında bana göre pek de dolu bir kitap değildi.