"İnsanlar öldüğü zaman artık nüfus dairesi için bir sey ifade etmiyor. Yok öyle biri. Sigorta için ölüyorsun, bankalar için ölüyorsun, elektrik şirketleri için ölüyorsun, kargo şirketleri, apartman yönetimi için ölüyorsun. Bir tek nerede ölmüyorsun biliyor musun? Fotoğraflarda dipdiri, capcanlı kalıyorsun. Kaç gün, kaç ay, kaç yil geçerse geçsin orada ölmeyen birisin?"
O zamanlar ona inanmıştım. Çok fazla çalışırsan üstün olursun diyen, bağnaz ahlaktan oluşan büyük Amerikan efsanesine kapılmıştım. Yine o zamanlar oyun alanında şartların eşit olduğunu düşünüyordum, öyle olmadığını daha sonra öğrendim:aslında ayrıcalıklı doğmayan çoğu kişi için oyun alanının dik bir eğimi olduğunu ve ayak bileklerinize bağlı kayalarla dibinde durduğunuzu öğrendim.
Gölün üstüne kar usul usul yağıyor. Yüzeyin altında ise cansız gözleri gitgide soluklaşan ışığa dikilmiş bir ceset dolanıyor ve sonunda karanlığa gömülüp yok oluyor.