Puan vermedi·542 syf.····Okunma: 08 Eylül 2025 12:21 Putperest cahiliye toplumunda şiire tapan ve şairleri adeta bir peygamber gibi kutsal gören iki kabile şairinin mücadelesi ile başlayan uzun soluklu bu roman Huneyn muharebesi ve İslamın silinmez bir nokta koyduğu vakitlere dek devam ediyor.
Tuleyle İslam ile şereflenip, kuran ayetleri ile tanışınca şiir diye yüceltilen sözlerin birer safsata olduğunu gören tevhid ehli,
Zeyd ise şiire tapmaktan vazgeçmeyen son nefesinde bile inadi küfrüden vazgeçmeyen söz ustası.
Şiir muharebesinden hatırında tuttuğu ayetleri okuyarak galip gelen Tuleyle, çok ulvi gördüğü ancak sonlara doğru sıradan bir kadın olduğunu anladığımız Sare' yi elde ediyor . Ancak vicdan muhasebesi mutlu olmasına izin vermiyor zaten imanı da bulunca gerçek aşkın ne olduğunu kavrıyor.
Zeyd ise şöhretin yakıcı ateşi ile mağlubiyeti hazmedemeyip terk-i diyar ediyor . Ve kader onu soğuk illere ( Türk diyarına ) sürüklüyor.
Pers Rüstem kilit karakterlerden zira gün yüzüne çıkan gerçeği pek çok macera yaşayan Zeyd'e ulaştırıyor . Zeyd intikam ateşi ile dönüyor.Ve ölüm döşeğindeki Sara ile yeniden buluşuyor. Burada ciddi bir hata var ki Sara romana göre İslam'la şereflenmiş ve kabilesi ile hüküm ayetlerini öğrenmiştir. Ancak bu putperest şaire kocam diyerek kollarında ölür. Bu kısım mantığa mugayyir olsa da bu kadar uzun romanda böyle hatalar olur demek mümkün.
Romanın sonu ise malesef güzel bir sezon yaptıktan sonra sezon finalinde savsaklayan diziler gibiydi.
Şiirler edebi açıdan zayıftı ancak " çevirinin azizliği " diyerek bunu makul görmek mümkün.
Merak ögesi daima güçlüydü. Bağlantılar sağlamdı. Kalem nihayetinde güçlü...
Herkese keyifli okumalar :)