·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Eylül 2025 12:47 —Spoiler—
Her şey bir rüya ile başladı ve belki de her şey bir rüyadır diye bitirdik kitabı.
Bu kitabı genel olarak sevdim çünkü bir kitap nasıl bu kadar sade bir dille yazılıp kurgusu bu kadar katmanlı olabilir? Yani her basit kelime ve cümle insanın kalbine dokunuyor. Bazen gülümsetiyor bazen üzüyor ve bazen anlamayacağınız biçimde insanı rahatsız ediyor.
Dışardan bakılınca konu şöyle gözüküyor:
Bir kadın var ve bir gün vejetaryen olmayı seçmiş ve akabinde yaşadığı olaylar vs.. Ama konu her bölümde çok başka yere evriliyor. Her kısa hikayede bakış açısı değişiyor ve bu üçü birleşip adeta bir uzun bir ip gibi birbirine bağlanıyor.(yazarın sonda dediği gibi)
Kitabın temposu hiç düşmüyor. Her yeni sayfada bir detay yakalıyorsunuz ve okuyunca karakterleri gitgide daha iyi anlıyorsunuz. Sanki puzzle da parçaları doğru şekilde yerleştirmek gibi. Yonğhe yani vejetaryenliği seçen karakterimizin sergilediği davranışları başta anlamayıp sonrasında onu, ablası üzerinden anlamak!! Sanki Yonğhe sonuç, ablası ise nedeniydi. Evet Yonğhe’ nin bireysel yaşadığı şeyleri de okuyorsunuz ve ipuçlarını takip ediyorsunuz ama mesele sadece kişisel değil aynı zamanda o topluluktaki kadınların erkeklerden maruz kaldıkları bu psikolojik, fiziksel şiddete ve kadının gitgide değersizleştirildiğine de şahit oluyorsunuz!! Ve buna kendi öz ailesi sebep oluyor!!
Son hikayede ablasının Yonğhe’nin anlamlandıramadığı garip davranışlarının içinde Ablasının kız kardeşini anladığı zaman (uyandığı zaman) onlarla birlikte sonrasında ne olacak diye kara kara düşünerek bir huzursuzlukla bitiriyorsunuz kitabı. Ablası artık kardeşinin duygularının farkına varıyor fakat bu sefer de kendi yaşamında gömdüğü travmalar bir bir gün yüzüne çıkıyor. En sonunda görüyoruz ki kendisinin de aslında Yonğhe’de de olduğu gibi içinde ruhsal bir başkaldırı uyanıyor ve bundan kendisi de korkuyor!! Çünkü bu içgüdü belki de kendi hayatını bile kastedecek bir güçte. Her şeyi bırakıp bir başka yaşam formuna dönüşme içgüdüsü.(bir tepki). Bu iki kadının yaşadığı içgüdüsel dönüşümü adeta bir tablo gibi betimlemiş yazar. Özellikle 2. Bölümdeki betimlemeler yazarın amaçladığı gibi rahatsız edici derecede gerçekçi.
Kitabın sevmediğim daha doğrusu 10 puan vermememin sebebi ablanın akıbetinin belirsiz olarak bitmesi. Evet Yonğhe’nin durumu da belirsiz. Ölecek mi yoksa yaşayacak mı bilmiyoruz fakat ablasının durumu bu nokta da çok önemli çünkü bu kadın en azından Yonğhe’yi içinde bulduğu karanlıktan çekip çıkarabilirdi (kendisini de). O kadın kardeşini anladı ama kendisi de o dönüşümün bir parçası oldu ve bundan sonra ne olacak belirsiz. Kardeşini içinde bulunduğu karanlıktan çıkaracak mı yoksa birlik olarak mı tepki gösterecekler bu hayata, şimdiki düzene, psikolojik savaşa? Hangi yol doğru?
Kitabın atmosferi karanlık ve derin olduğundan kendi beklentilerim doğrultusunda biraz olsun umut ışığı aradım ama olmadı. Anlatılan bu mantalitenin etkisi altında kalmak ruh sağlığı açısından sağlıklı olmasa da bu ve bunun gibi birçok kitabın bize anlatmak istediği şeylere kulak vermeliyiz. Umarım dünyadaki herkes sözlerinin ve davranışlarının başkalarının üzerinde iyi ya da kötü etkisi olduğunun farkına varır ve karşısındaki her türlü canlı cansıza karşı sorumlu olduğunu bir kez daha hatırlar.