Lale Müldür’ün Anemon kitabı, çağdaş Türk şiirinin en özgün ve en cesur örneklerinden biri olarak öne çıkar. Müldür’ün dili, ritmik ve çoğu zaman alışılmışın dışında bir yapıya sahiptir; sözcükler, alışılmış anlam sınırlarını zorlayarak hem bedensel hem de zihinsel bir etki yaratır. Kitap, yalnızca bir toplama değil, şairin yıllar içindeki yaratıcı serüveninin, arayışının ve farklı temaların bir panoramasıdır. Doğa, aşk, yalnızlık, toplumsal gözlem ve bireyin içsel dünyası, onun şiirlerinde birbirine karışır ve okuru yoğun bir deneyimin içine çeker.
Müldür’ün en güçlü yanlarından biri, insana dair bütün halleri bir araya getirme becerisidir. Bir şiirde tutku ve kırılganlık yan yana dururken, başka bir şiirde kaygı ile neşe, özlem ile umutsuzluk aynı dize içinde çarpışır. Anemon, bu çok sesliliği ve yoğunluğu sayesinde, yalnızca estetik bir haz vermekle kalmaz; okuru, kendi içsel dünyasına bakmaya, duygularını ve algılarını sorgulamaya davet eder. Lale Müldür’ün şiirinde biçim ve anlam arasındaki oyun, okurun zihninde yeni bağlantılar kurar ve dili sadece bir iletişim aracı değil, bir deneyim ve keşif alanı hâline getirir.
Bir hayran olarak belirtmek gerekirse: Anemon, beni en çok, şairin hem incelikli hem de cesur yaklaşımında büyülüyor. Lale Müldür, okurunu sadece izleyici konumunda bırakmaz; onunla birlikte düşünmeye, hissetmeye ve bazen de rahatsız olmaya zorlar. Bu yüzden Anemon çağdaş Türk şiirinde yalnızca bir derleme değil, insanın iç dünyasını derinlemesine deneyimleyen bir başyapıt olarak değerlendirilebilir.