Puan vermedi·152 syf.··
2025 41. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 00:10
Andrey Platonov’un Can romanı, okuru yalnızca Orta Asya’nın yoksul ve unutulmuş bozkırlarına değil, insanın varoluşunun en çıplak noktasına götürür. Can halkı açlığın, susuzluğun ve umutsuzluğun ortasında sürünürken, romanın kahramanı Nazar Çagatayev onların yaşam mücadelesine rehberlik etmeye çalışır. Fakat mesele yalnızca bedenleri hayatta tutmak değildir; asıl mesele, onlara yaşamın özünü hatırlatmaktır. Burada kitabın adı özel bir anlam kazanır. Türkçede “can” sözcüğü yalnızca bir topluluğun adı değildir; aynı zamanda yaşamın kendisi, ruhun kıvılcımıdır. Platonov’un halkı ölmemenin sınırında varlık sürerken, adları onlara hiç sahip olmadıkları bir şeyi, yaşamın özünü fısıldar. Roman boyunca “yaşama tutunmak” ile “yaşamak” arasındaki ayrım belirginleşir. Tutunmak, içgüdüsel bir direniştir; aç kalmamak, susuzluktan ölmemek, donmamak… Oysa yaşamak bambaşka bir şeydir: anlamın, sevincin, umudun var olmasıdır. Çagatayev’in çabası da aslında tam burada yoğunlaşır; halkını hayatta tutmakla yetinmez, onların gözlerine yeniden yaşam ışığı düşürmek ister. Ama uçurum hep açıktır. Bir halkı hayatta bırakabilirsiniz, fakat onlara yaşamak dediğimiz o ince, derin, kıymetli hali armağan edemezsiniz. Çagatayev, işte bu boşluğun farkına vardıkça kendi içinden de eksilir. Onun varoluş sancısı, görevle anlam arasındaki o kapatılamaz uçurumdan doğar. Platonov, bu sancıyı okurun üzerine bırakır. Cevap vermez, çünkü kendisi de bulamamıştır. Belki de zaten cevap yoktur; yaşam dediğimiz şey, hep yarım kalmaya, hep bir uçurumun kenarında sallanmaya yazgılıdır. İşte bu yüzden Can, bitse bile içimizde devam eden bir romandır. Bizi huzursuz kılar, ama tam da bu huzursuzlukla düşündürür: Yaşamak başka, yaşama tutunmak başkadır.
CanAndrey Platonov · Metis Yayınları · 20131,318 okunma
·
67 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.