Yazarın kendi doğum sonrası depresyon deneyimlerinden esinlenerek yazdığı güçlü bir hikâyedir. Yeni doğum yapmış bir kadının, hasta olduğuna inanılmadığı için çocuğundan ayrılarak ‘dinlenme tedavisi’ adı altında sarı duvar kağıtlı bir odaya kapatılması, anlatıcının zihinsel çöküşünü ve yalnızlığını gözler önüne serer. Gilman, bu hikâye ile hem bireysel bir psikolojik süreci hem de toplumun kadınların duygusal ihtiyaçlarına karşı duyarsızlığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Ana karakterin bir isminin olmaması bile aslında tüm kadınlara ithafen yazdığını anlatıyor bize.