The Yellow Wallpaper

Charlotte Perkins Gilman
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·39 syf.··
2025 34. kitabı
Yazarın kendi doğum sonrası depresyon deneyimlerinden esinlenerek yazdığı güçlü bir hikâyedir. Yeni doğum yapmış bir kadının, hasta olduğuna inanılmadığı için çocuğundan ayrılarak ‘dinlenme tedavisi’ adı altında sarı duvar kağıtlı bir odaya kapatılması, anlatıcının zihinsel çöküşünü ve yalnızlığını gözler önüne serer. Gilman, bu hikâye ile hem bireysel bir psikolojik süreci hem de toplumun kadınların duygusal ihtiyaçlarına karşı duyarsızlığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Ana karakterin bir isminin olmaması bile aslında tüm kadınlara ithafen yazdığını anlatıyor bize.
The Yellow WallpaperCharlotte Perkins Gilman · Platanus Publishing · 02,798 okunma
Sarı Duvar Kağıdı Kitap Analizi
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2020 00:03
Bu kitabı anlatmaya başlamadan önce büyük ihtimalle yazarın hayatından bahsetmeliyim. Charlotte Perkins Gilman 1860 larda Amerika’da doğdu. İlk çocuğundan sonra doğum sonrası depresyonu görmeye başladı. Bu zamanlarda doğum sonrası depresyonu ciddiye alınan bir hastalık değildi. Doktoru ona düşünmemesini ve yazmamasını önerdi. Fakat bu onun yalnızca daha da kötüleşmesini sağladı. Durumunun kötüleşmesine kayıtsız kalamayan Gilman kontrolü kendi eline almaya karar verdi. Ona bu zararlı tedaviyi veren doktorundan ve eşinden uzaklaştı. Zamanını yazı yazarak geçirdi ve bu da onun iyileşmesini sağladı. İşte Sarı Duvar Kâğıdı isimli öyküsünü de başından geçen bu olaylardan ilham alarak yazdı. Gilman bu eseriyle ilgili: “ Bu öyküyü insanları delirtsin diye değil, delirmekten kurtarsın diye yazıldı ve işe yaradı da.” demiştir. Bu inceleme burdan sonra spoiler içerir. Sarı Duvar kâğıdının ana karakteri isimsiz, yeni evlenmiş, yeni anne olmuş bir kadın. Yakın zamanda doktoru tarafından sinirsel çöküntü ve depresyon teşhisi konduğu için eşi John’la üç aylığına eski bir konağa taşınır. Bu konakta kendini yormaması, düşünmemesi ve yazı yazmaması gerekmektedir. Ama ana karakterimiz bu kuralları saçma bulur, uymaz. Düşünmeyi bırakmaz ve gizlice yazı yazmaya devam eder. Bu da ana karakterin ikiye bölünmesini sağlar: içindeki ve dışındaki benlik. Biz de bu hikâyeyi onun yazılarından okuruz. Başta yazılarında günlük olaylardan, eşi John’dan, ona bakmakla yükümlü olan eşinin kız kardeşi Jennie’den ve konağın kötü zevkle yapılmış sarı duvar kâğıtlarından bahseder. Bir süre sonra bu duvar kâğıtları onda bir saplantıya dönüşür. Sürekli onları izlemeye ve onların sırlarını açığa çıkarmayı kafasına koyar. Geceleri bu duvar kâğıtlarına bakarken duvar kâğıdının içinde kaçmaya çalışan bir kadın
1000Kitap
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,798 okunma
Ziplenmiş 66 sayfalık bir roman..
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2022 51. kitabı
66 sayfacık kısacık bir kitap. Kendisine bir öykü kitabı demekten kendimi men ederim. Bu, Zip’lenmiş koca bir romandır. Ve hatta bu bücür boyuna bakmadan, yazarın “Kadınlar Ülkesi” kitabına da bir omuz atıp öne geçer. ‘Şahsının vekarlı kudretinin bilincinde’ bir kitaptır. Aman su gibi okurum gider demeyin..Okuyorsunuz, ama bir yere gitmiyor. Oturup anlatmayı sürdürüyor. “Sarı Duvar Kağıdı” Charlotte Perkins Gilman’ın distopyasına kıyasla, açık ara çok daha başarılı, kendini daha net ifade edebilmiş, imgeleri muhteşem bir beceriyle kullanabilmiş, varacağı yere kısa yoldan varmış bir kitap. Gilman’ın feminist dünya görüşünü, çağının çok çok ilerisindeki alternatif bakış açısını imgelerle örerek ama daha güçlü yansıtabildiği bir kitap. Bu kitap, “yazıldığı günden beri en çok tartışılan ve incelenen korku eserlerinden” biri olmuş. Korku öyküleri diye tanıtılıyor ve evet bunu çok iyi işlemiş kitaplardan biri. Ama ben okurken Gilman’ın korku, delilik temalarını anlatılan kadın hikayelerini güçlendirmek için kullandığını düşündüm. Bunlar, Gilman’ın duvarların içine hapsolmuş, kör kuyularda bırakılmış, delirmiş kadın karakterlerinin çığlığını daha da yukarı taşımış. Bu şahsı muhterem kitabın anlattıklarına dair en güzel ve detaylı incelemeyi bir arkadaşım yaptı. Feminist bir bakış açısıyla kitabı didik didik ettiği incelemeyi yorumlara bırakacağım linkten okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar..
Feminizm
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,798 okunma
6/10
·72 syf.··
2022 29. kitabı
Daha önce yazarın Kadınlar Ülkesi kitabını okumuştum ve beğenmiştim. Onun etkisiyle bu kitaba başladım fakat beklentimi karşılamadı. Okunsa da olur okunmasa da. Her iki türlü de bir kayıp olmaz.
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,798 okunma
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 57. kitabı
CHARLOTTE PERKINS GILMAN,SARI DUVAR KAĞIDI,71 sayfa *Kadınlar Ülkesi üçlemesinin yazarından dört öykülük bir kitap. *İlk öykü ve kitaba da adını veren Sarı Duvar Kağıdı öyküsü yazarın kendi hayatından esinlenerek yazdığı bir öyküdür. Gilman kendi ifadesiyle, yaşadığı doğum sonrası depresyonunu ,uygulanan önyargılı tedaviyi,kısıtlanmak, engellenmek ve üretememek nedeniyle nasıl çöküntüye uğradığını, başka kadınların aynı yıkıcı deneyimi yaşamamaları için “Sarı Duvar Kağıdı” öyküsünde kendi hayatını anlatmıştır. *Yazar kitabın ön sözünün son satırlarında:”Bu öykü insanları delirtsin diye değil,delirmekten kurtarsın diye yazıldı ve işe yaradı da” demektedir. Kitapta Sarı Duvar Kağıdı öyküsünün yanısıra; *Ben Cadıyken *🪻Büyük Morsalkım *Sallanan Sandalye Öyküleri de yer almaktadır. *Sarı Duvar Kağıdı’nda eşiyle birlikte,kendisinin “perili ev” diye tanımladığı bir malikanede yaşayan ve odasının duvar kağıdını saplantı haline getiren isimsiz kadın karakterinin başından geçen gerilimli bir öyküyü anlatır. *Diğer öykülerde de hayalet konuları işlenmiştir.Sarı Duvar Kağıdı öyküsünü okumadan önce yazarın hayatını ve yaşadıklarını irdelemek gerekiyor.O zaman kitapta ne mesaj vermek istediğini okuyucu çok iyi anlayacaktır.Basit bir kadın travmaları,doğum sonrası depresyon gibi algılanabilir.O dönemin düşünce tarzını,doktorların tedavi şeklini öğrenince hiç de basit bir hikaye olmadığını fark ediyorsunuz.️ *İyileşene kadar çalışmam tamamen yasak.(Halbuki çalışmak,yazmak,bir şeylerle meşgul olmak daha hızlı iyileşmeyi sağlar.) *️Yalnızca yalnızken ağlıyorum.Bu aralar da bir hayli yalnızım.(İyileşmek için ağlamak bile yasak!) * İnsanlara çok güvenmek iyi değil.
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,798 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2021 81. kitabı
‘Bazen güçlü yanımız zaaflarımızdır. Bazen güçlü olabilmek için önce zayıf olmak gerekir.’ der, Glenn Beck. On dokuzuncu yüzyıl Amerika’sında “kadın hastalığı” olarak bilinen deliliğin bu öyküyle aslında katı cinsiyetçi toplumda toplumun sorunu olduğunu yansıtmak amacıyla yazılmış kısa ama dahiyane atıfları olan bir kitap okudum.‍️ Yazar Perkins Gilman yaşadığı dönemde bu temada çokça eserler vermiş, aynı zamanda feminizm savunucularından biri olmuş. Sarı Duvar Kağıdı’nda ise ismi olmayan başkarakterinin geçirdiği bunalım sürecini ve bu süreçten kurtulmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Sinir bozukluğu ve halsizlik şikayetlerinin iyileşmesi ümidiyle kocası John, bebekleri ve kocasının kızkardeşi, birlikte üç ay geçiricekleri kolonyal bir malikaneye gitmeleriyle başlıyor öykü. Edebiyatı çok seven başkarakter bu malikaneye taşındıktan sonra malikanenin sarı duvar kağıdı gibi genel detaylarında hayal dünyasını ileri derecede besliyor ve malikanenin perili köşkleri anımsattığını düşünmeye başlıyor. Bu durumun patolojik gösterilmemesi ve engellenme korkusu ile kendini ifade etmeye çalışsa da anlaşılamıyor, dolayısıyla gizlice günlük tutarak iyi hissetmeye çabalıyor fakat nafile.. artık bu sanrılarla baş başa kalıp bunu kendi içinde fazlasıyla normalleştiriyor. Ayrıca malikaneyi betimlediği bir çok satırda kölelik, delilik ve evlilik bağlamında erkek egemenlik atıfları çok yerinde. Özellikle kendi ruhsal bunalımını görmezden gelen kocasının yazarın rahatsızlığı üst sınıra vardığında öyküde geçen "Ne diye bayıldı ki bu adam şimdi? Ne yapalım, bayıldı işte, hem de duvarın hemen önüne, yolumun üzerine! Her geçişimde üzerinden sürünmek zorunda kaldım!" deyişinin fazlasıyla etkileyici bir düşünce bloğu kurması bu öykünün türünün sadece bir hikaye olmadığını kanıtlıyor. Yazar
Edebiyat
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,798 okunma
Karnım tok, peki ya ruhum?
Puan vermedi
Ruhu aç ve anlaşılmaya muhtaç bir kadının çöküşüydü bu hikaye. Zihnine hapsolmaya mecbur edilmiş bir düzende, yalnızlığı ile çaresizlik ağı örüyordu her gece. Bakılırsa karnı toktu, yatağı sıcaktı.. her şey gördüğümüz kadarı değil, bir kere daha anlıyorum. Her insan bir dünya demekti.. bir dünyada binlerce dünya ile yaşadığımızın bilincinden çıkıyoruz bazen. Bizden çok var ve hepimizin birbirine ihtiyacı var. Herkes acı çekiyor ve mutlu oluyor. Bizim bilebildiğimiz sadece bir tanesi, kendi iç dünyamız.. bizi insan yapabilecek en güzel alışkanlık, diğer insanların da kendi iç mücadeleleri ile var olduklarını hep hatırlamak olurdu. Sağlam bir gözlemle çok sonuç çıkarabileceğimiz bu hikaye bize aynı zamanda hümanizm ve feminizm gibi konularda da ipuçları veriyor. Yazarın duygu durum ve aktarım gücünü çok beğendim. Sarı duvar kağıtlarını yırtmanız dileği ile..
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · Otonom Yayıncılık · 20172,798 okunma
8/10
·72 syf.··
2022 41. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2022 15:50
Ruhsal problemleri olan isimsiz kadın, doktor eşiyle beraber bir malikaneye taşınır. Kaldıkları odada sarı bir duvar kağıdı vardır. Bu isimsiz kadın, duvar kağıdını takıntı haline getirir. Duvar kağıdının canlı olduğundan, içinde birden çok kadının yaşadığından emindir. Kitap, Sarı Duvar Kağıdı dışında üç adet daha öykü barındırıyor. Benim en sevdiğim Ben Cadıyken ve Sallanan Sandalye oldu. Kitapta feminizm, hayvan hakları, delilik, arkadaşlık ve hayaletlerle ilgili konular bulunuyor. Kısa ve akıcı bir kitaptı.
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,798 okunma
Charlotte Perkins Gilman:Sarı Duvar Kağıdı
10/10
·72 syf.·
2025 4. kitabı
Kendisinin "Perili Ev" diye adlandırdığı yeni bir malikaneye taşınan bir kadının odasındaki sarı duvar kağıdını takıntı haline getirmesini anlatıyor. Aynı zamanda evlilik hayatı, özgür bir hayat, delilik vb konuları okuyucunun tüylerini ürperten bir dilde anlatıyor.
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,798 okunma
9/10
·74 syf.··
2023 24. kitabı
Kitaba sadece ilgimi çektiği için aniden başladım yani hiç bir şekilde araştırma falan yapmadan. Yazarın bu kitabı kendi hayatından esinlemiş olduğunu öğrendiğimde daha da etkileyici ve ürpertici hale getiriyor. Yeni anne olmuş bir kadını okuyoruz. Eşiyle beraber üç aylığına bir konağa taşınıyor ve bu konakta kendini kısıtlaması gerekiyor. Herkes bunu kendi iyiliği için olduğunu söylüyor. Fakat karakter bu kuralları saçma bulup hiç bir şekilde uygulamıyor. Zaman geçtikçe de bu sarı duvar kağıdı sayesinde adeta gözleri açılıyor diyebiliriz. Başta düz bir şekilde ilerleyip sonda verdiği o ince mesajlarla beni şaşırtan ve aydınlanmamı sağlayan bir kitap oldu. Bir çok şey anlatılıyor aslında. Kişiye göre de değişir hatta. Şahsen başta bu mesajları göremedim. Kitabı beğenmeyenlerin de asıl anlatılanı göremediklerini düşünüyorum. En sonunda görebildiğim için ama çok mutluyumm.
Edebiyat
The Yellow WallpaperCharlotte Perkins Gilman · CreateSpace Independent Publishing Platform · 20142,798 okunma

Yazar Hakkında

Charlotte Perkins GilmanYazar · 9 kitap
Amerikan edebiyatının etkili sesi Charlotte Perkins Gillman (1860-1935), feminist harekete yüzyıl dönümünde önemli katkılar yapan Amerikan geleneğinin önemli yazarlarından biridir ve feminist bir bilinçle yazan ilk Amerikalı (feminist) kadın yazar olarak kabul edilir. Din bilimcisi olan babası çocukken ailesini terk ettiğinden yalnız ve mutsuz bir çocukluk geçiren Gillman, yaşamı boyunca kadınlara uygulanan adaletsizlikleri eleştirmiş ve kadınların oy hakkını savunmuştur. Sanat öğretmenliği ve mürebbiyelik yapan Gillman, yazar olacağını sezdiğindeyse gönülsüzce evlenir. Ancak bir anne, ev idarecisi ve eş olarak yaşayacağı güçlükleri de tahmin eder ve evlendikten on bir ay sonra bir kızı olduğunda umutsuzluğa kapıldığından evliliğinde sorunlar yaşar. Annesi ve kocası ise, genç kadını depresyonu yenmesi için dinlenmesi gerektiğine inandırarak, tedavi için Philadelphia, Amerika'da döneminin kadınların sinir hastalıklarında uzmanlaşmış ünlü nörologu Dr. Sir Weir Mitchell'a gönderir. Histeri hastalarına verdiği dinlenme kürleriyle ünlü nörolog, Gillman'a altı haftalık yatak istirahatı verir ve entelektüel aktivitelerini kısıtlar. Eve döndükten sonra üç ay boyunca bu tavsiyelere uyan Gillman, zihinsel bir çöküntü olan "borderline" hastalığının eşiğine gelir ve nerdeyse çıldırır. Hayatını, isteksiz bir eş ve anne olarak yaşamakla, hevesli bir yazar olmak arasında geçirdiğini düşünür. 1888'de ise, evliliğinin deliliğine meyil verdiğini anladığı için boşanma davası açan Gillman, kızıyla birlikte Kaliforniya'ya taşınsa da ancak 1892'de resmen boşanabilir. 1900'de yeniden evlenen yazar, 1934'de eşinin ölümü üzerine kızının ailesinin yanına taşınır ve bir yıl sonra göğüs kanseri olduğunu öğrenince bunun üretken yaşamına engel olacağına inandığı için intihar eder. Gillman'ın boşandıktan sonra kaleme aldığı ve evliyken yaşadığı depresyonu otobiyografik öğelerle birlikte anlattığı "Sarı Duvar Kağıdı" adlı öyküsü de, Freud'un özgül nedenlerle oluşan nevroz tespitine uygun bir biçimde sinirsel buhranları yüzünden doktor tavsiyesi üzerine, kocasıyla birlikte dinlenmeye geldiği yazlık malikane de kocasından ve onun kız kardeşinin kontrol ve baskılarından uzakta, gizlice yazı yazmaya ve kitap okumaya çalışırken tamamen çıldırarak; evin sarı renkli duvar kağıtlarının desenlerinden dışarı çıkmak isteyen bir kadın olduğunu düşünen, yazar bir kadının hikayesini anlatır. Öykünün hemen başında, kocasıyla birlikte babadan miras kalan kolonyal bir malikaneye taşınan anlatıcı kadının, "perili ev" diye tabir ettiği ev, 19. yüzyıl romanslarını andıran bir atmosfere sahiptir. Patriarkal bir simge olan bu muazzam evin, kolonyal bir malikane olduğu gerçeğinin ilk olarak vurgulanması, Amerikan tarihinin köle ticareti geçmişine de işaret eder ve öykünün sonunda, anlatıcının ancak duvar kağıdının desenlerinde gördüğü kadın gibi delirerek özgürleşeceğini ima eder. Kölelerin özgürlük hareketiyle özdeşleşerek, kolonyalizm eleştirisi de yapan yazar, kadınların toplumsal cinsiyet öğretilerinin dışına çıkarak, özgürleşmeleri gerektiğini de savunur. Gillman'a göre bu bağlamda, siyah kölelerin hayaletleri de, Amerikan kadının bastırılmışlığında, susturulmuşluğunda ve nihayet deliliğinde açığa çıkacaktır. Hikayenin sonunda anlatıcı kadın, baskıdan kaynaklanan kendi şizofrenik bölünmesini yansıtır bir biçimde hem duvar kağıdını hem de kendi yazılarını kast ederek kocasına "Sonunda sana ve Jane'e rağmen çıktım! Ve, kağıtların çoğunu parçaladım, yani beni tekrar oraya kapatamazsın." der.