(Spoiler içerir.)
1932’de yazılmış bir kitap olduğunu düşündükçe hayranlığım daha da arttı.Bu kitabı ilk kez okumaya çalıştığımda daha küçük bir çocuktum. İçeriği benim için o kadar uçlardaydı ki rahatsız ve korkmuş bir şekilde kitabı yarım bıraktım. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen her zaman ne kadar etkileyici bir kitap olduğunu hatırladım. Okuyup bitirmek bu günlere nasipmiş.
Kitabımız mutsuzluğun olmadığı, tüketim çılgınlığının hoş karşılandığı, çocukların doğmadığı, tek eşliliğin ayıplandığı, anne-baba kelimelerinin bile nahoş karşılandığı bir dünyada geçmekte. İçinde bulunduğumuz düzen ve dünyanın tam tersinde yaşıyorlar ve şu an bizim ayıp bulduğumuz her şey onlar için tek doğru. Kitabı okurken kendi doğrularımı gözardı edemeyip yargıladığım çok an oldu.
Lenina kızımız Ford’un doğrularından ayrılmayan, güzelliğiyle herkesin rüyalarını süsleyen biri. Bernard ise statüsel olarak oldukça üstte konumlanmasına rağmen fiziksel özelliklerinde ve davranışlarında farklılıklar göstermekte. Bunun nedeninin ise şişeden çıkmadan önce (yani doğmadan önce) yapay kanına alkol karışması.
İlerleyen zamanlarda Bernard ve Lenina Ayrık Bölge’ye ziyarete gidiyorlar ve sonra ne oluyorsa oluyor. Ayrık Bölge’de Vahşi adını verdikleri , düzen olarak ise şu an içinde bulunduğumuz dünyaya benzeyen insanlar yaşamakta.
Kitabın sonlarına kadar bu sorgulamaların hepsini Bernard’ın yapacağını düşünmüştüm ancak öyle olmadı. Ayrık bölgeden gelen Vahşi John bu dünyaya ayak uyduramadı ve içinde yaşamamayı seçti. Bernard da arada kaynayıp adaya sürgüne gönderildi.
John’un inzivaya çekildikten sonraki istikrarı da etkiledi beni. Uygar döküntüleri olduğunu düşündüğü için yemek yemektense açlıktan ölmeyi tercih etmesi ya da sadece Lenina’yı düşündüğü için bile kendini defalarca kırbaçlaması her yiğidin harcı değil. Ama ben olsam uyum sağlamayı seçerdim sanırım. (Ay bi de öldüresiye dövdü ya Lenina’yı ağzım açık okudum.)
Neyse günün sonunda gerçekten etkileyici ve yaşadığımız dünyaya karşı bambaşka bir bakış sunan bir kitap olmuş. Okuması keyifliydi. John’un inzivaya çekildiği yerlerde o kadar yabancı isim vardı ki odağımı kaybettim oralarda. Bir de genel kitapta çok fazla yabancı isim vardı bir süreden sonra her şey birbirine girdi, ana karakterler dışında kimsenin adını hatırımda tutmadım. Okunur bir kitap güzeldi.