Arkalarda kaldığımız yetmiyor mu?
6/10
·147 syf.··
2025 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 00:00
Bir an önce ilerleyip öbür uluslar gibi uygarlık kervanına katılmayalım mı? Merhabalarr ^^ Miss gibi Anadolu havasının yanında mantısından arabaşına, türkülerimizden şiirlerimize kadar değerlerimizi ön plana çıkaran yazarımız; Mustafa Güzelgöz'ün hayatını anlatıyor. Tam olarak biyografik eser diyemesek de o tadı veriyor çünkü Mustafa Bey'in hayatının amacını belirlediği, bu süreçte neler yaptığı ve ne kadar ilerlediğinden bahsediyor. Bütün bunları da af çıkınca Ürgüp'e gelen Dimitrios'un Aziz Baba'yla tanışmasından itibaren ele alıyor. Mübadele göçüne mecbur bırakılan Dimitrios'un büyükleri, Ürgüp'ün toprağına suyuna özlem duyuyor. Bundan dolayı Dimitrios'a da bu sevgiyi ve hasreti aşılıyorlar. Ürgüp'e büyük bir beklentiyle giden Dimitrios'un hangi hislerle Larissa'ya (Yunanistan'da bir şehir) döneceğini öğrenmek isterseniz bu yolculuğa siz de eşlik edebilirsiniz. Asıl konumuz; yalın başarısıyla ünlü olan, çıktığı yolda mağlup olmasına rağmen zamanla galip olacağından emin olan Mustafa Güzelgöz'e tekrar dönelim. Mustafa Bey'in bunca çabasına rağmen okurken benim dâhi canımı acıtan cümleyle başlayalım: "Açtığımız küçük bir köy kitaplığıdır. Bu kadar tören yeter..." sy:63 (Vali Bey diyor, arka plandaki uğraştan bihaber) "Değer bilip, ölünce sana türbe mi yaptırıverecekler? Millet kahvelere kapanıp çat çut kâğıt oynamayı kitap okumaktan çok seviyor. Kadınlar da köylerde köşe başında, şehirlerde kabul günlerinde konuş ha konuş, çatlat ha çatlat..." sy:68 (Eşi Hanife diyor, doğruluk payı bir hayli yüksek olsa da can acıtıcı) ve bunun gibi nicelerine dayanan, sabreden Mustafa Bey amacına sımsıkı tutunuyor. Yukardakilerin ayarladığı aşağıdakilerin uyguladığı halkında sorgulamadan uyduğu sistemimizdeki engellerden elinden geldiğince atlıyor. Bu kadar duygusal bir beyefendi olmasına rağmen ağlamalarını sızlamalarını bir kenara bırakıp devam ediyor. "Bizim halkımız çok yüzyıl öncelerinden beri uyur. Çok kötü biçimde afyonlanmış gibi uyur. Üfürükle tükürükle sersem tavuğa çevirmişlerdir onu. Bizim halkın durumunda olup da, uyanmak çok zordur örneğin!" sy:93 Türkiye'nin zor dönemlerinde çok da büyük olmayan bir şehirdeki bu kişinin farkındalık seviyesine hayran kalmamak mümkün değil. Yenilik getirmenin her yerde zor olduğu, Türkiye'de daha da zor olduğunun bilmesine rağmen ışık getirmek için binbir çabayla amacına yönelik ilerliyor. Çok çok doğru düşüncelerinin yanı sıra katılmadığım düşünceleri de vardı. Tat kaçırmayalım, tartışmaya açık konular benimse şu an buna hâlim yok. Bunun dışında okunabilecek akıcı bir kitap, tekrar tekrar okunası. İkinci okuyuşumdu (babam beni sesli kitap olarak kullandığı için ^^) her ikisinde de yorulmadan okudum, sade bir anlatımı olmasından kaynaklı olsa gerek )) Ayy şu harika alıntıyı eklemeyi unutmuşum "Bu dünyada en önem verdiğim senin gönlündür. O ne diyorsa, olacaktır. Eğer sen de beni, benim seni sevdiğim gibi seviyorsan, usulca he de, gerisine karışma. He demen gerekmez; eğer sevmiyorsan, bağır çağır, hayır de, burdan kov beni. Bekliyorum' dedim." sy:47 (Mustafa Güzelgöz Hanife'ye diyor) Böyle de adam gibi adammış.. Kadınlar hakkındaki genel düşünceleri ve onların da okuması için gösterdiği çaba takdire şayan
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
·
218 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Melike
Gönderi Sahibi
İnsan korkuyor, insan kaçıyor, insan yüklenmek istemiyor ve zillet içerisinde her şeye kölelikle yine fark edemediği ağır bir bedel ödüyor. Halbuki kul; hakikate nüfuz edebilmenin bedelini göğüsleme cesareti gösterebilene denilir. Korkma Hakka varmak bir bedel ister, cesur olanı ödediği her şeyin fazlası bekler.
Melike
Gönderi Sahibi
Eksik, yanlış yerler olabilir. Ayaküstü yazdım.. Hislerimi unutmamak için