Hayatımın belli dönemlerinde önüme hep şu soru çıktı “Ben geleceğimi nasıl kuracağım?” Bazen bir iş ararken, bazen bir yol ayrımında dururken, bazen de yalnızca yatağa başımı koyduğumda… Çoğu zaman cevapları ya başkalarının ağzında aradım ya da zamana bıraktım. İlber Ortaylı’nın bu kitabı, bana o sorunun cevabının dışarıda değil, içimde, seçimlerimde ve tavrımda olduğunu yeniden hatırlattı.
Kitabı okurken, sanki bir büyük masada oturmuş da bir bilge insanla uzun bir sohbet ediyormuşum gibi hissettim. Ortaylı’nın kelimeleri kuru öğütler değil; deneyimin, tarihin ve gözlemin süzgecinden geçmiş uyarılar gibiydi. O anlatırken kendi gençliğime döndüm. gelecek için yaptığım planların çoğunun birer kağıt parçası gibi elimden kayıp gittiğini hatırladım. Çünkü o planlarda kendim yoktum; sadece başkalarının benden beklediği şeyler vardı.
“Gelecek” dediğimiz şey, aslında yalnızca bir tarih çizelgesi değil. İçinde yaşadığımız anların toplamı, tercihlerin sessiz yankısı, cesaretin ya da korkuların gölgesi. İlber Ortaylı bana şunu düşündürdü Geleceğini kurmak, aslında kendine sahip çıkmaktır. Bilgiyi ciddiye almak, zamanı iyi değerlendirmek, emeğini boşa harcamamak… Ve belki de en önemlisi, hayatta neyin önemli olduğuna karar verebilmektir.
Bir bölümde kendime çok benzer bir şey yakaladım. Ortaylı, insanın geleceğini kurarken sadece kariyerini değil, insan ilişkilerini de inşa etmesi gerektiğini söylüyor. Bunu okuduğumda içimde eski dostluklara dair bir sızı belirdi. Kaybettiğim, unuttuğum, mesafe koyduğum insanlar… Oysa geleceğin yükünü yalnızca bireysel başarılar taşımıyor; yanında yürüyen insanlar da omuzluyor. Benim hatam, bazen sadece kendi yoluma kilitlenmek oldu.
Kitap bana, disiplinin ve çalışmanın yanı sıra hayatın tadını çıkarmanın da geleceğin bir parçası olduğunu gösterdi. Çünkü bir insan sadece “yarına hazırlanarak” yaşayamaz; bugünü ıskalarsa, yarın hiçbir anlam ifade etmez. Bu farkındalık bana çok iyi geldi. Uzun zamandır hep koşuşturan, hep bir yerlere yetişmeye çalışan yanım biraz olsun yavaşladı.
Ve şunu düşündüm Geleceğini kurmak, aslında biraz da kendine sorumluluk duymak. Her şeyin başkasından beklendiği, suçu sürekli dışarıda aradığımız bir dünyada, kendi hayatının mimarı olmak cesaret istiyor. İlber Ortaylı’nın cümleleri, bana bu cesaretin aslında küçük adımlarla başladığını öğretti. Her gün biraz daha öğrenmek, biraz daha sabırlı olmak, biraz daha dikkatli yaşamak…