Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza HAY klasiklerinden muhteşem bir eser olan Victor Hugo’nun“Sefiller” adlı kitabı ile geldim. Eminim hangi yaşta okur olursak olalım zamanında bu kitabın kısaltılmış halini ya okumuşuzdur ya da bu kitabı biliyoruz veya duymuşuzdur.
Kitap iki cilt halinde ve toplamda 1724 sayfa. Evet gerçekten bir kitap için ürkütücü bir kalınlıkta ama Victor Hugo sadece bize bir olayı anlatmıyor, bir tarihi,Waterloo savaşını, zamanın Fransa’sında Napolyon ve Wellington’un çekişmelerini, 1833 yılında Cumhuriyetçilerin isyanını, felsefeyi,tarihi, Fransayı anlatıyor.
Yinede korkmayın akıp gidiyor.Bir bakmışsınız bitmiş. Gibi şeyler maalesef söyleyemeyeceğim. Çünkü kitap zaman zaman çok akıp gitsede Victor Hugo bize Fransa’nın her kaldırımını ezberletmeden kitabını bitirmemeye and içmiş görünüyor. Yani Fransa’nın fiziki, sosyal kültürel, ekonomik, siyasi koşulları dahil olmak üzere kimi zaman konuyla bağlantılı kimi zaman da konudan bağlantısız bir şekilde bu konulardan ve daha fazlasından sayfalarca bahsediyor. Biran da kendinizi Fransa’nın kanalizasyon biyografisini 30 sayfa falan okurken bulabiliyorsunuz.Bu bahsettiklerim ufak bir eleştiri olsada bu muhteşem şaheseri okumaktan bizi geri bırakmamalı.
Kitapta,Fantini adında küçük bir kızı ile zamanın Fransa’sında aç susuz, sefil bir şekilde yaşam sürdüren bu anne Thenardier ailesine bırakmasıyla başlıyor. Bu aile Fantine’den sürekli sebepsiz yere para kopartmakla başlayıp kitap boyunca bizi sinirden çatlatacak şekilde kötülükler yapmaya devam ediyor.Hugo bütün ana karakterleri ile bir insani yönümüzü temsil ediyor. Toplumdaki saf kötülüğü bu aile ile bize gösterdiğini rahatlıkla anlıyoruz.
Bir de kitabın ana karakterinden biri olan Jean Valjean, zamanında hırsızlıktan dolayı kürek mahkumu olmuş cezası bitince kimse buna kalacak yer ve iş vermediğinden en son Psikopos Myriel tarafından evine ve sofrasına kabul edilmiştir. Bu Psikopos Myriel de öyle bir karakterki bizim Jean’ın bütün hayatını, düşüncesini değiştirecek bir nevi onu adam edecek şeyler yapıyor. Spoiler olmaması için her şeyi söyleyemiyorum. Jean, Myriel’le tanışmasından sonra vicdan, ahlak, dürüstlük abidesi oluyor. Abartmıyorum yeri geliyor makamından,mevkisinden, çocuğundan,evinden oluyor. Ama onun için en önemli şey vicdan ve dürüstlük.
Bahsetmek istediğim bir karakter daha var. (Aslında birçok karakter var ama ben bunlardan spoiler vermeden uzun uzun bahsedemem hem de kitap yorumu şimdiden bile çok uzun oldu siz okuyamaz sıkılırsınız. ) Dedektif Javert, kendini işine, görevine adamış, vicdanıyla değil tamamiyle aklı ve konunlarla karar veren ve başta bizi çok sinirlendirse de sonraları onun ne kadar yüce gönüllü olduğunu göreceğimiz bir karakter. Ne iş yapıyorsak yapalım Javert gibi yapsak çoğu şeyi aşacağımızı düşünüyorum.
Uzun lafın kısası arkadaşlar. Bu kitabı sadece roman gözüyle bakmayın. Yeri gelir bir tarih kitabı yeri gelir bir coğrafya kitabı ve yeri gelir bir felsefe kitabı.Müsait bir zamanınızda çok bölünmedem mutlaka ama mutlaka okuyun. Herkese keyifli okumalar..