Öncelikle bu kitabı okumama vesile olan arkadaşıma teşekkür ediyorum. Kitap uzun zamandır okuyacaklarım arasında yer edinmişti kendine fakat okumayı hep erteledim ta ki bahsettiğim arkadaşım birkaç alıntısını benimle paylaşana kadar...
Gelelim okuru içine çeken ve bitmeden okurun elinden kendini düşürmemeye ant içmiş bu kitaba.
Hepimiz Yunus Emre'yi az çok biliyoruzdur, insan sevgisinin yanında Allah sevgisini aşılayan şiirleriyle tabii ki. Yunus Emre'nin hayatını konu alan bu kitap içerisinde ilahi ve beşeri aşkı, tasavvufu, dervişlik makamını ve derviş olmak için maddeden geçip manayı bulmanın ne kadar önemli olduğunu dile getirmiş.
Yunus'un eşi Sitare'ye (Gerçek ismi ile Elif) olan aşkı, vefat eden oğluna olan özlemi ve kaybolan oğlunu bulmaya dair umudunun ve inancının ne kadar güçlü olduğunu ama olumlu ama olumsuz başına gelen her olayda verdiği tepkiler ve düşünce biçimi ile daha iyi anlıyoruz. Ayrıca yazarımız, Yunus Emre'nin dervişlik yolunda yoldaşı bildiği Turakçın'dan tanıştığı Hacı Bektaş'a, ziyaret ettiği Mevlana'dan dergâhına gittiği hocası Tabduk Emre'ye kadar başına gelenleri, gördüğü mucizeleri, savaşları, göçleri, özlemleri ve aşkları olaylar silsilesi içinde gerektiği yerde tarih gerektiği yerde edebiyat ile güçlendirilmiş bir şekilde kaleme almış.
Hümanizmin önemini Yunus Emre üzerinden hemen hemen her bölümde vurgulayan yazarımız, kitabın bölümlerini Yunus Emre'nin dilden dile dolaşan müthiş dörtlükleri ve şiirleriyle süslemiş bulunuyor. Eserin dili gayet yalın ve anlaşılır. Eserin bölümlere ayrılmış olması da okuma şevkini daha da güçlendiriyor. İnceleme yazmak konusunda ne kadar iyi olmasam da (daldan dala atlıyorum çünkü:)) kitaba dair bir şeyleri sizinle paylaşmak istedim. Keyifli okumalar diliyorum değerli okurlar...
Ek olarak Yunus Emre'nin eşine "Sitare" diye hitap etmesi üzerine sizinle bir şiiri paylaşmak istiyorum bağlantıdan ulaşabilirsiniz. :)
youtu.be/ZNLA4EDbKCE?si=...