Puan vermedi·288 syf.··
2025 47. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 10:44
1971 muhtırası sonrasında yaşananları bizzat yazar Erdal Öz'ün gözlem ve anılarından yola çıkarak okuyoruz. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası tutuklanan Erdal Öz bu sayede Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan gibi isimler ile tanışır ve onların hikayelerini not alır. Bir döneme ve tarihe ışık tutan kitaplardan birisi, kitap bir roman değil bir anı şeklinde anlatılmış hemde Erdal Öz'ün kendi ağzından anlatılmış. Mamak cezaevinde kaldığı sırada Deniz Gezmiş ve diğer iki arkadaşı Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan ile aynı döneme denk gelmiştir. Deniz Gezmiş Türkiye Kurtuluş Ordusu adlı örgütün kurucusu ve Erdal Öz ile Mamak da aynı cezaevinde denk gelirler ve böylece Erdal Öz hepsi ile tek tek görüşme şansı bulur. Deniz Gezmiş ona diyor ki; "Bizi en son gören sensin, bizi sen yazacaksın, şu anda tek görgü tanığımız sensin, boşu boşuna asılıp gideceğiz, bizlerden sen sorumlusun, bizi iyi incele, bize sorular sor, bizi yazacak mısın? diyor, Erdal Öz de onları yazacağına dair söz veriyor ve onların yaşadığı son günlerde her şeyin detayına inerek notlar alıyor. Aslında tarihin hiçbir yerinde yazmayan insanların gazetelerden, televizyonlardan öğrenemedikleri şeyleri öğreniyor ve onlara verdiği sözü tutarak bu kitabı kaleme alıyor. Erdal Öz bu kitabı yazmak için onlarla uzun sohbetler ediyor, onların ideolojilerini, kavgalarını, bunları neden yaptıklarını konuşuyorlar. Onlara yapılan işkenceleri, onları nasıl pusuya düşürdüklerini, nasıl yakalandıklarını, işkencede yaşadıklarına, -(ki işkencede yaşadıklarını okumak da yürek ister) diğer arkadaşlarının pusuda nasıl öldürüldüklerini bunların hepsini kitabı okuyarak öğrenebiliyoruz. Aslında örgütün diğer üyeleri ile birlikte toplam 18 kişinin yakalandıklarında idamları isteniyor fakat çok büyük uğraşlar sonucu kurul 3 kişiye kadar indirebiliyor ama bu üç kişiyi de asla ve asla hapis cezası değil idam cezasına çarptırıyorlar. Şöyle düşünüyorlar 1961'de asılan sağ görüşlü 3 siyasetçiye karşı 3 sol görüşlü genç yani aslında bir nevi ödeşmiş olduklarını düşünüyorlar. Suçları okunuyor mahkemede suçları şöyle sıralanıyor; banka soymak, adam kaçırmak, polis kulübesine ateş etmek ve izinsiz silah taşımak olarak işlemlere geçiyor. Bunlar idam için yetersiz kalıyor ve şu suçları da ekliyorlar; anayasanın bütünlüğü ya da bir bölümünü bozmaya çalışmak, TBMM'nin görevlerini yapamaz duruma getirmeye ve bunları gerçekleştirmek için zor kullanma olarak vatan haini ilan ediliyorlar Ondan sonra idam cezasına çarptırılabiliyorlar. Onlar ile ilgili birçok detay var kitapta adam kaçırdıkları bölümde Deniz Gezmiş şu açıklamayı yapıyor; " Onları kaçırıp fidye istedik, fidye ödenmezse sözde öldürecektik fidye verilmedi öldürmedi, hiçbirimiz öldüremedik öldürmek istemedik karnımız açken herifleri muzla besledik, biz hiç kimseyi öldürmedik." diye Erdal Öz' e özellikle bir açıklama yapıyor. İyi ki Erdal Öz' e bunları anlatmışlar. Özetinde Erdal Öz' e anlattıkları şöyle yaptıkları eylemlerin sadece emperyalizmin ülkeye sokulmasına, Amerika'nın uşağı olmalarına, halkı ezmelerine, köylüyü ezmelerine karşı çıktıkları için gösterdiklerini anlatıyorlar. Yani tam bağımsız bir Türkiye olmak için savaşmışlar. Kitabın en can alıcı kısmı ise yataklarından aniden kaldırılıp idam sehpasına getirilmeleri, Deniz Gezmiş' in boynuna 2 ilmek atılması, onun boğazlı kazak giymesi, boynunun uzun olması ayak parmaklarının yere değiyor olması ölümünü uzattı bunları okurken gerçek olmasına inanmak istemiyor ve diğer en etkileyici yerlerden birisi de onların son sözlerini söylerken atlarındaki tabureye vuruyorlar son sözlerini söylemelerini istemiyorlar yine de söyleyebildikleri son sözleri asla kayıtlara geçirilmiyor ama hepsi son sözlerinde aynı şeyleri söylüyorlar. "Ben Halkımın bağımsızlığı için savaştım, bayrağım için savaştım, yaşasın işçiler, yaşasın köylüler, kahrolsun faşizm." Hatta Deniz Gezmiş " Yaşasın marksizm, yaşasın Lenizmin yüce ideolojisi." diyor yani tüm halkın aslında eşit sayıldığı bir ideoloji bu yani istediklerinin sadece bu olduğunu söylüyor. Son nefesinde bile hepsinin ortak sözleri bunlar fakat bu son sözleri kayıtlarda yok. Deniz Gezmiş'in son istedi diğer öldürülen arkadaşı Taylan'ın yanına gömülmek fakat son istediğinde yerine getirmiyorlar ailelerinin cenazelerini almalarına izin vermiyorlar ve apar topar gömülüyorlar hatta hoca namazı bile kıldırmak istemiyor ve namazları bile çok zor kılınıyor. O dönem Adalet Partisinin başkanı Süleyman Demirel yıllar sonra nokta dergisi ile bir röportaj yapıyor ve ona diyorlar ki; " Deniz Gezmiş o zaman yaptıklarını şimdi yapsa 10 15 yıl hüküm giyerdi, Gezmiş'in idam dosyası şimdi önünüze gelse oy hakkınızı nasıl kullanırdınız?" ve şöyle bir cevap geliyor; "Deniz Gezmiş olayı o günkü şartlar içinde gelmiş geçmiş bir olaydır, talihsiz bir olaydır, biz o cezanın infazına oy verdik, o günkü şartlar onu gerektiriyordu." Yani bu demek oluyor ki idam cezası da olmayabilirdi aslında o gün öyle gerekti öyle yaptık işte bu da talihsiz bir olay diye açıklama yapıyor yıllar sonra ne kadar acı. Yaşanılanlar gerçekten talihsiz bir olay demek kadar kolay değil ama iyi ki bu kitabı okumuşum dönemi ışık tutan bir kitap o sebeple herkes okumalı ve öğrenmeli. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının direndiği o günlere yaşananlara okuru rahatlıkla götüren bir dili akıcı üslubu olması ayrıca bir başarı. "Herkes ne zaman ölür elbet gülünün solduğu akşam" Turgut Uyar "Burada ölen yalnızca bedenimdi, ki zaten ölümlüydü ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek. yaşayacak." Deniz Gezmiş Ölüme bile dimdik gidişleri, hiç boyun eğmeyişleri benim için hep gurur kaynağı olacak... Keyifli okumalar...
Gülünün Solduğu AkşamErdal Öz · Can Yayınları · 20217,6bin okunma
·
156 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.