4/10
·264 syf.··
2025 25. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2025 12:43
250 sayfa boyunca bir çocuğun (ve başka birçok masumun) çeşitli şekillerde işkence görmesini okumak ister misiniz? Boyalı Kuş tam size göre! İkinci Dünya Savaşı sırasında “güvende” olabilmesi için ailesi tarafından köye gönderilen çocuk, kitap boyunca hayatta kalmaya çalışırken köyden köye gidiyor. Ne hikmetse bu köylülerin -neredeyse- hepsi, hemen ona çingene, uğursuz, lanetli gözüyle bakıp kötü davranmaya başlıyor. Öyle ki bir noktadan sonra bu, köylü karikatürü haline geliyor. Hepsi cahil, hepsi sapık, hepsi yobaz, hepsi şiddete düşkün. Ki İkinci Dünya Savaşı hakkında bir kitap yazıp Polonyalı köylüleri böyle resmederken, kitaptaki sayılı Alman askerlerini havalı, hatta birini kibar ve merhametli göstermek… İlginç bir seçim. Kitap epizodik, hata epizodik demek hafif kalır çünkü aynı kısa öyküyü tekrar ve tekrar okuyormuşsunuz hissi uyandırıyor. Her bölümde çocuk yeni bir köye gidiyor, orda başına (ve başkalarının, çoğu zaman da onu yanına alanların başına) kötü şeyler geliyor, köyden kaçıyor ve bu döngü tekrarlanıyor. Bu yapı sıkıcı değil, ancak kitabı biraz tekdüze hale getiriyor. Şiddet dolu kitaplar okumaktan normalde rahatsız olmam, daha doğrusu bundan rahatsız olmak beni rahatsız etmez. Ancak insan kendisine sormalı: bütün bunlar ne için? Boyalı Kuş’ta öyle anlar geliyor ki sayfalarca tecavüz sahnesi okuyorsunuz. Daha da kötüsü ise yazarın “ne kadar yaratıcı tecavüz biçimleri uydurabilirim” diye uğraştığı hissine kapılıyorsunuz. Okurken arada “10 sayfadır ne bir dövme, ne bir işkence, ne de tecavüz lafı geçti… aha yeni bir kız geldi, kesin birileri ona saldıracak” diye düşündüğüm ve haklı çıktığım oldu. Bunlar ne için? Okuyucuyu düşündürtmek içinmiş gibi gelmiyor, çünkü kitap yeni bir şey söylemiyor. Evet, savaş çok kötü bir şey ve insanları kötü davranışlara sürüklüyor. Bunu defalarca ve defalarca okumak gereksiz ve anlamsız, herkesin bildiği bir şey olmalı zaten. Şok faktörü içinse, kitap ilerledikçe okuyucu hissizleşiyor ve bunun etkisi çabucak azalıyor. Hayır, bu kitap bence bir tarz acı pornografisi, savaşın vahşetini bahane eden Kosiński adeta bir röntgenci merakıyla üst üste acı dolu sahneleri sıralıyor ve okuyucuyu da bu meraka davet ediyor. Sanki okuyucu ana karaktere acısın, üzülsün, “aah ah insanlar ne zorlu hayatlar yaşıyor” desin amacı taşıyor ve bu kitabın samimiyetini azaltıyor. Bu yönüyle kitabı Marquis de Sade de yazmış olabilirdi; karakterler (ki “figüranlar” daha doğru bir kelime olabilir) art arda dizilmiş korkunç sahnelere maruz kalıyor ve bu inandırıcı bir roman bütünlüğüne zarar veriyor. Sade’ın kitaplarının aksine, o dönemin ırkçılığı hakkında olan bir kitap için bence bu büyük bir kusur. Savaşı olanca çıplaklığıyla göstermek yerine doğallığını zedeliyor. Kitabın aslında kurgu olmasına rağmen otobiyografik olduğu düşünülmesine pek değinmek istemiyorum, ama ilgimi çeken bir nokta Kosiński’nin (ve ailesinin) savaş sırasında Polonyalı köylü komşularının onları saklaması sayesinde hayatta kalabilmeleri. Bütün romanını yererek geçirdiği insanların yani! Yazar kitaptan 10 yıl sonra yayımladığı yazıda kitaba gelen eleştirilerden “Bazıları da romanın ulusal gururu yıprattığını, köylü karakterini kötülediğini ve söz konusu bölgenin düşmanlarınca yapılan propagandaları güçlendirdiğini iddia ettiler. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla bu derin anlamlar taşıyan eleştiriler anavatanımda tehlike duygusu uyandırmak için aşırı milliyetçilerden bazılarının geniş çaplı hareketinin bir parçasıymış. Amaç ise zaten ülkede kalan ufak bir Musevi azınlığın da sonunda ülkeyi terk etmesini sağlamakmış.” diye bahsediyor. Üzgünüm, ancak çok yerinde olan bu eleştirilerden böyle kaçamazsın, bir yazar olarak topladığın tepkileri böyle lanse edemezsin. Başka bir yerde de “Yapmak istediğim savunmasız birey ve hızla güçlenen toplum arasındaki mücadeleyi açığa vurmaktı. Çocuk ve savaş arasındaki ilişki, insanlık dışı durumun temellerinden önemlisidir.” Fikir güzel, ancak bu kitap çocuk ve savaş arasındaki ilişki hakkında değil, çocuk ve sadist köylüler arasındaki ilişki hakkında. İyi yanları yok mu o zaman bu kitabın diye sormayın, elbette var. Kitabın ismi ve genel temasına bağlanması zekice. Ayrıca üslubu çok akıcı ve hikaye inanılmaz sürükleyici, elinizden bırakamıyorsunuz. Ancak bence, bunlar bir kitap için yeterli değil, hele bir savaş edebiyatı eseri için hiç değil.
Boyalı KuşJerzy Kosinski · E Yayınları · 20185,6bin okunma
·
90 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.