·400 syf.····Okunma: 11 Eylül 2025 12:11 Kitap, eşi, oğlu ve kaynanası ile bir arada yaşayan Nazan'ı konu alıyor. Eşine ve evine son derece bağlı olan Nazan'ın başında öyle bir dert vardır ki, o da kaynanasıdır.
Hacer Hanım, gelinini, oğlu Avukat Mazhar Bey'e layık görmez, sürekli hakaretler ve aşağılamalar ile Nazan'a eziyet eder. Bununla da kalmaz aşırı kıskanç bir kadın olup, gelinini evden gönderip ona ait olan her şeye sahip olmanın hayalini kurar. Bu yüzden sürekli kocası ile arasını açmaya uğraşır. Buradan da anlaşıldığı üzere El Kızı Nazan oluyor.
Nazan ise bildiğin iyilik timsali, saflıkta bir numara, kim nereye çekerse o tarafa giden bir kadın. Kaynanasından işittiği her türlü hakareti sineye çeker, kocasından yediği dayağı "erkektir yapar, elinin kiri" der susar. Kocasına gülümsemeyi, onunla mecbur olmadıkça konuşmayı ayıp sayar.
@bidunyakitapgrubu El Kızı için "Kendi köyünde yabancı ot gibi hissetmek " tabirini kullanmıştı. Gerçekten kitabı özetleyen bir cümle olmuş. Nazan'ın kendi yuvasından, evladından, sırf kaynanasının çekememezliği yüzünden ayrılmak zorunda bırakılması çok acı.
Hacer Hanım'a gelirsek okurken onu bir kaşık suda boğma isteğime engel olamadım. Bu kadar art niyetli, bu kadar içini kötülük bürümüş bir kadın aynı zamanda "ben beş vakit namazını kılan, ağzı dualı, kendi halinde bir kadınım" diye geçinmesi yok mu deli oldum.
Kitabın üslubuna değinecek olursam gayet akıcı, sade ve anlaşılırdı. Ben okurken hiç zorlanmadım. Öyle uzun uzun sıkıcı betimlemeler yoktu. Olaylar daha çok diyalog üzerinden aktarılmıştı. Ama betimle eksikliğini de hissetmedim.
Yer yer dönemin siyasi olaylarına da değinilmiş, bir iki yerde göndermeler yapılmış ama bunlar göze çarpmayacak kadar nadirdi.
Son olarak benim bu kitaptan anladığım bir şey varsa o da şu dünyanın hiç kimseye kalmadığıdır. Ne erdemli, dürüst Mazhar Bey'e, ne her türlü büyü, iftira, yalan ile oğlu ve gelinin arasını açmaya çalışan Hacer Hanım'a ne de üç kuruş para için önüne gelene yaltaklanan, dostunu satacak olan Neriman'a... Tek derdi ailesi ile huzurlu bir şekilde geçinip gitmek olan Nazan'a bile kalmamış dünya. O yüzden bazı şeyleri çokta ciddiye almamak lazım.
Orhan Kemal'in de dediği gibi: "İnsan bu dünyaya bir parça da eğlenmek için geldiğini bilmeli"