Puan vermedi·344 syf.··Beğendi
· Yazarın bizde çevrilen tüm kitaplarını okudum, bu yüzden kalemine oldukça aşinayım. Kitaplarında zaman zaman tesadüfler ve küçük mantık hataları olsa da, kurgu öylesine sürükleyici ve bağlayıcıdır ki bu eksikler göze batmaz. Okur, hikâyenin akışına kapılıp detaylarda takılıp kalmadan sayfaları ardı ardına çevirir. İşte bu da yazarın asıl başarısıdır, hataları unutturacak kadar güçlü bir anlatım ve merak uyandırıcı bir hikâye sunmak.
Bu nedenle yazarı kaliteli polisiye yazarlarıyla aynı kefeye koymak pek doğru değil. Jo Nesbø ya da Grangé gibi ustalarla kıyasladığımızda, bu kitaba 1/10 vermek kaçınılmaz olur. Ama öyle yaparsak bu kez de onun akıcı kurgularını, sürükleyici anlatımını göz ardı etmiş oluruz. Belki kusurları var, belki derinlik açısından eksikleri göze çarpıyor ama okurken zamanın nasıl geçtiğini unutturuyor. İşte bu da onu okunmaya değer kılıyor.
Akran zorbalığına maruz kalan bir kız. Herkes ondan uzak duruyor, sanki vebalıymış gibi davranıyor. Oysa onun tek istediği, kabul görmek ve biraz da anlaşılmak. Bazı insanlar gerçekten de zehirli bir sarmaşık gibi. Dokundukları her yeri yakıp kavuruyor, bulundukları ortamı da zehirliyor. Maalesef herkesin hayatında çiçek açtıran insanlar olduğu gibi, kurutan ve solduranlar da var.
Kitap bitince “Yok artık, daha neler” gibi abartılı tepkiler vermedim elbette. Kitabın ortalarına geldiğimde sonunu tahmin etmek çok da zor değildi. Yine de yazarın dili, karakterlerin işlenişi ve olayların akışı merakımı canlı tutmayı başardı. Sonu öngörülebilir olsa da yolculuğum keyifli geçti. Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile, bence bu da kitabın en büyük artısıydı.
Tavsiyemdir.