·496 syf.····Okunma: 10 Eylül 2025 21:26 Cihan harbi bitmiş Mondros mütarekesi imzalanmış, ordular terhis edilmiş. Koca Devleti Ali Osman'ın payitaht-ı İstanbul işgal altında ve hükümeti acziyet içindedir. Savaşın ve mütarekenin tüm sorumluluğu İttihatçılara yüklenmiştir. İşgalcilerden çok Hürriyet ve İtilafçıların körüklemesiyle bir devri sabık yürütülmektedir. Memleket dahilinde İttihatçılara her türlü takibat ve kovuşturma yapılırken yakalananlar düzmece mahkemeler eliyle cezalandırılır. Yarı tutsak yaşayan, teşkilatıyla bağını koparmayan İttihatçı zabitlerden biride topçu yüzbaşı Cehennem Cemil'dir. Teyzesinin evine sığınmıştır. Teyze kızı Neriman ile evlenmek üzeredir. Saklanan arkadaşını kurtarmak isterken kendisi de ifşa olur ve Cehennem Cemil'in peşini bırakmazlar. İstanbul içinde barınması artık imkansızdır. Tam o sıralarda İtilaf Devletlerinin İzmir'i Yunan'a verdiği şayiası kopar. Protestolar başlar ve Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak cemiyetleri peş peşe kurulur. Açıktan ve gizliden mücadelenin en ön saflarında teşkilatçılıklarıyla maruf İttihatçılar vardır. Gizli tutulan M.M ve Karakol Cemiyetlerinde ki arkadaşları Cehennem Cemil'i Anadolu'ya kaçırır.
Yunan İzmir'e asker çıkarmış ve Cemil Anadolu'ya ayak basar basmaz dağılmış bir kolorduyu toplamaya çalışan komutan ve kurmaylarının arasında; Yunan'ın da karşısında bulur kendini. Vaziyetleri pek müşküldür zirâ halktan destek yok gibidir. Ahali ne olduğunu tam kavrayamamıştır. Bir yanda işgalci ordu ile yerli Rumlar, bir yanda pasif İstanbul hükümeti ile Hürriyet ve İtilafçılar, diğer yanda Kuvva-i Milliye ve çoğu eşkiya olan çeteciler. Bu keşmekeşin içinden yeni bir seste Ankara'dan yükselir. Bütün olanlara dur diyecek, gittikçe söz sahibi olacaktır. Yunan işgali genişletecek, Ankara düzenli ordu kurup mukavemet edecektir. Artan direnişten ötürü İşgal karşıtı İttihatçılar ve Ankara yanlısı Millicilerin bir kısmı hapise, bir kısmı Malta adasına sürgüne gönderilir. Cemil mektuplardan oğlunun olduğunu öğrenir, oğluna Malta'ya sürgüne giden arkadaşı Ömer'in isimini verir. Ankara duruma hakimiyetini artırır hem Yunan'ın karşısına çıkar hemde isyancı çeteleri tepeleyip geçer.
Kemal Tahir adeta kalemini konuşturmuş. Muhteşem bir kurgusu var. Olayları kronolojik sıralamasıyla ele almış, zaman dilimi olarak Mondros Mütarekesi ile Anzavur isyanına kadar olan süreçtir. Roman karakterleri ile gerçek karakterleri aynı diyaloğa sokmuş çok başarılı bir anlatım olmuş. Olaylara tek taraflı bakmamış her kesimin bakış açısını resmetmiştir. Misal İttihatçılara bugünün ve geçmişin muhasebesini yaptırmış, ahalide ise savaşın ve yokluğun biriktirdiği öfkeyi, siyasetin verdiği bölünmüşlüğü ve kararsızlığı göstermiştir. Kitaba da adını veren harp görmüş subayların içine düştüğü atalet, durgunluk, kayıtsız kalmak gibi üzerlerinden atamadığı yorgunluk ve yılgınlık halini gözler önüne sermiştir. Tarihi gerçekleri farklı bakış açılarından göz önüne seren, akıcı üslubu ile mutlaka okuması gereken bir kitap. Keyifli okumalar.....