İçimde karmaşık bir karışım hissettim; hem korku hem de şaşkınlık, hem hayret hem de farkındalık. Kitap bana sadece toplumsal bir analiz sunmuyor, aynı zamanda insanın kendi ruhuna bakmasını dayatan bir ayna gibi. Sayfaları çevirdikçe fark ettim ki yaratmayan, üretmeyen, sadece tüketen, pasif kalan insan aslında kendi içindeki potansiyeli yok ediyor ve başkalarının enerjisini tüketmeye başlıyor.
Kitabı okurken kendi hayatımı düşündüm. Kaç kez yaratıcılığımı erteledim, fikirlerimi sakladım ya da yeni bir şey üretme cesaretini göstermedim; ve fark ettim ki, aslında o ertelemeler, o pasif bekleyişler hem beni hem de etrafımı sessizce yıkıyordu. Fromm’un dediği gibi, yaratmayan insanın içinde bir boşluk büyüyor, bir tahammülsüzlük gelişiyor ve bu, çoğu zaman başkalarına karşı tahakküm veya yıkıcı bir tavır olarak dışa vuruyor. Kendimi aynada görmüş gibi oldum; bazen öfkeyle, bazen sabırsızlıkla, bazen de anlamsız bir dirençle başkalarını kırarken…
Kitap aynı zamanda yaratmanın, üretmenin sadece sanatla sınırlı olmadığını öğretiyor. Bir fikir üretmek, bir ilişkiyi iyileştirmek, bir davranışı dönüştürmek de bir yaratıcılık biçimi. Benim için en çarpıcı nokta şuydu İnsan, kendi potansiyelini yok ettiğinde, çevresindeki dünyayı da bir nebze yok ediyor. Bu farkındalık, hem korkutucu hem de umut vericiydi. Korkutucu çünkü kendi ihmalimle zarar vermek… umut verici çünkü değiştirebilirim, yaratabilirim, dönüştürebilirim.
Fromm’un satırları arasında ilerlerken, geçmişte “yapamam” diyerek kaçtığım projeler, ertelediğim hayaller, sırf başkalarının onayını alamayacağım için sakladığım fikirler bir bir aklıma geldi. O an anladım ki, hayatın anlamı sadece var olmakta değil, yaratmakta ve üretmekte saklı. Bir resim yapmasanız da, bir şiir yazmasanız da, kendi yaşamınıza ve çevrenize kattığınız her küçük iyileştirme, her küçük katkı bir yaratıcılık eylemi.
içimde bir sorumluluk hissettim. Hem kendim için hem de çevrem için… Yaratmamak, sessizce yok etmek demek. Oysa üretmek, yaşamı canlı tutmak, hem kendimizi hem dünyayı iyileştirmek demek. İçimde, yıllardır geri plana attığım yaratıcı yanım için bir kıvılcım yanmıştı ve Fromm’un kelimeleri bu kıvılcımı körüklemişti.