·188 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Eylül 2025 20:26 Çevre kirliliği, teknoloji vs gibi hayatın zorluklarından bunalan, bir yüzme havuzunun orta yaş üstü üyelerinin hayatı ile başlıyor yüzücüler. Aslında havuzda her yaştan insan var ama belirli bir grup için havuz ve yüzdükleri anlar bir tür kaçış ve huzur bulma olmuş. Kurallara harfiyen uydukları yüzme aktivitesi hayatlarının merkezi gibi birçoğu için. Sonra bir gün havuz zemininde bir çatlak oluşuyor. Çok sayıda uzmanın sebebini ve çözümünü bulamadığı bu çatlak derin bir kaygı yaratıyor yüzücülerde. Çatlaklar artıyor ve sorun anlaşılamadığı için havuz yönetimi kapanma kararı alıyor. Çok zor veda ediyorlar havuza.
Hikaye daha sonra yüzücülerden biri olan, Japon kökenli Amerikalı, bir tür demans hastalığı olan Alice’in hikayesine evriliyor. Alice’in hikayesini, demansın tüm acı verici detaylarıyla kızı vasıtasıyla öğreniyoruz. Yüzücüler ve Alice bölümleri ayrı birer hikaye sanki. Sadece Alice’in iyi bir yüzücü olmasına vurgu yapılıyor. Havuzdaki çatlak, büyümesi farklı yerlere yayılması sanki Alice’in demansının metaforu gibi geldi bana.
Hikaye başlangıçta birinci çoğul şahıs olarak anlatılıyor. Alice ile ilgili bölümlerde ise ikinci tekil şahıs kullanılmış. Otsuka’nın anlatım tarzı olarak tekrara düştüğünü düşünüyorum. Tavan Arasındaki Buda’da da sıkılmıştım kitabın aynı anlatım temposunda birinci çoğul şahıs ilerlemesinden. Yüzücüler’de özellikle demans ile ilgili bölüm çok çarpıcı olsa da Otsuka’nın tarzı yordu beni. Çeviriyi iyi ki Duygu Akın yapmış; google translatevari bir çeviri olsaydı okunamazdı.