Inferno'nun ilk kitabında alev almıştık.
İkinci kitapta yanmaya başladık.
Tahminimce üçüncü kitapta kül oluruz ve sonra küllerimizden doğarız diyorum
Öncelikle biz ne okuduk? diye sormak istiyorum.
Kitabın o atmosferi, sahneleri ve duyguları öyle bir kurgulanmıştı ki gerçekten olup biten her şeyi Helen ve Demir görmeden köşeden izlemiş gibi oldum.
Temponun hiç düşmemesi ve beni içine hapsetmesine seve seve esir düştüm.
Hades, Persephone, cennet, cehennem bunlar metafor olsun diye kullanılan ifadeler değil kitabın yapı taşını oluşturan, karakterlerin duygu ve ic dünyasıyla iç içe geçmiş altı anlamlarla doldurulmuş bin bir emekle örülmüş bir sanat eseri.
Demir'in çözülmeye başlamasını, Helen ile aralarında ki sözlü ve sözsüz iletişimin güven içinde gelişmesini keyifle okudum.
Helen'in hayatı boyunca altında kaldığı, sonra fark ettiği ama bir türlü bırakamadığı sorumlulukları okurken ufak ufak tokatlar yüzünüze çarptı mı? Benim çarptı
Demir'in beş yaşından büyüme çağına kadar yaşadığı travmalar kalbinizi kırdı mı? Benim kırdı
Alin'e ulaşana kadar hepimiz sinir hastası olduk mu? kesinlikle
Ama ulaşınca da duvara tosladık değil mi?
Bu beş yıl mevzusunda bir şeyler çıkacağına emindim.
Helen ve Demir'in beş yıl önce hayatlarının dönüm noktası olması tesadüf çıkamazdı.
Böyle bir şey beklemiyordum tabiki..
Demir'le ilgili ortaya çıkan sırrın konusunu da tahmin etmiştim..
Şimdi yine elimizde bir dolu soru isareti var
İyi ki kitap 2025 bitmeden çıkacak yoksa kelimenin tam anlamıyla meraktan çatlardım..