Puan vermedi·375 syf.····Okunma: 12 Eylül 2025 18:46 Hoseını Afganistan kökenlli göçmen Amerika vatandaşıdır. Uçurtma avcısıda kendini mi anlatıyor bilmiyorum. Diplomat bir babanın oğlu. İşlediği konuları öyle bir ele alıyor ki göz yaşlarınız akarken bir yandan da diyorsunuz ki bunları kaleme alacak bir kalp olamaz.
Afganistanta iki arkadaş birlikte büyürken, yazar Afgan halkının yaşadıklarıni, göçmen olarak kaçarken geçirdikleri sıcak ve psikolojik savaşı gözler önüne seriyor. Üstlerinden roketler geçerken kaçmak için yaşadıkları haller rahatça nefes alan bizleri içtikleri sudan utandıracak hale getiriyor.
Emirin babası zengin bir iş adama, hizmetine bakan Ali ve oğlu Hasan harikulade insanlar.
Uçurtma yarışları Afganistan'da bir yaşam bicimiydi. İki kişilik bir ekiple oynanır biri uçurtmayı uçurup uçurtma ipiyle diğer uçurtmaya zarar verirdi. Uçurtma avcısı Hasandı. Hasan emir için her şeyi yapardı. O mavi uçurtma....burada kalp düğümleniyor sözler tamamlanmıyor, ya da benim tamamlamaya gücüm yok...
Ben Hasan'ı çok sevdim. Allah nasip ederse Hasan gibilerle tanışmayı arzularım.
Emire çok kızıyor insan. Hasanda hiç art niyet yok. Kendisine ne söylenirse söylensin öfke duymuyor. Emiri çok seviyor Hasan, ben de isterdim Emir de Hasan gibi olsun. Hasan'ın en çok ona ihtiyacı olduğunda yanında olsun, ama olmadı.
Peki Emir niye Hasan kadar sadık değil. Emirin babası iri yarı güçlü kuvvetli başarılı bir insan. Ama baba oğlu olarak çok samimi değiller. Emir hep korktu babasından. Bu bir bahane olamaz, ancak Burada yazmak istemediğim Hasan'ın başına gelen o talihsiz olayı izleyip hiçbir şey yapmasının nedeni belki de bu korkuydu.
Burada narsistlik de söz konusu, o olaya müdahale etseydi kendsininin zarar göreceğini düşündü. O zarar görmeyi istemiyordu.
Öğrenilen ve insanın yüreğine hayatına iz olan korkular vardır. İşte Emir bu izi taşıyordu ve bunu aşamıyordu. Bu korku onun imtihanıydı ve onu kamil insan yapacak olgu idi.
Korku beyindeki amigdala denen bölümün aktif halde olması, prefontral Korteks denen düşünen beynin pasif olması ile insan adım atamaz, korktuğu şeye doğru....
Yine burada anlatmaya yüreğimin yetmeyeceği o olaydan sonra Ali ve oğlu Hasan ayrıldı evden. Bir süre sonra Sovyetlerin işgali ile Emir ve babası da Amerika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Hasan'ın nurunu Hasan'ı görmeden de gördüm. O kadar nahif merhamet ve vicdan dolu bir gönlü var ki ağlamamak imkansız.
Emirin kalbi var , Hasan'ın gönlü. Mevlânâ der ki kalp et parçasıdır, ama kalbe gönül de denir. Kalbin sınırı vardır gönlün yoktur. Çünkü gönül Allah'ın makamıdır o yüzden gönül denmiştir.
Emirin babası sevgisini gösteremeyen, kalbi temiz bir insandı. İnsanlara yardım etmeyi severdi. Emire hediyeler alırdı . Babası fedakardı, Amerika'ya göç edince çalışıp onu okuttu. Babası sevgisini kalbinin arka odalarında taşırdı.. Belki onun babası da....Amerika'ya göç ettikten sonra durum bir parça değişti ikisinin birbirinden başka kimsesi yoktu. Babası sanki daha sıcaktı. Ve babası Hücre kanserine yakalandı. Babası onu yalnız kalacağı o güne hazırlamak için ona çocukluğunda sert davranmıştı.
Hasan evlendi bir çocuğu oldu, ismi sohrap. Hasan'ı ve eşini kurşuna dizdi Taliban. Emir Hasan'ın üvey kardeşi olduğunu öğrendi. Emir sohrap'ı buldu ve Amerika'ya götürdü onu.
Afganistan'da Taliban yönetimi tarafından kurşuna dizilenler.....Afganistanı işgal eden Rusya.... Afganistan'da çocukların çocukluğuna izin vermediler.
Uçurtmalar bile özgür olamaz bazen. Küçücük elleri, masum gönülleri kırarlar hiç uğruna, o hiçlikte boğulan çocuklar, anneler babalar......