·280 syf.····Okunma: 09 Eylül 2025 18:31 Herkese merhabalar, bu kitabın yorumuna nereden başlasam bilmiyorum ama en son da söylediğimi ilk başta belirteyim sizde kitabın güzelliğini oradan anlayın, kesinnn bu kitabı okuyun muhteşemdi
İpek ana karakterimiz. Babasıyla arasında bir uçurum var. Babası annesini üç çocuğuyla birlikte yazları köye gönderiyor, kendisi ise tatile gidiyor. Böyle bir aileye sahip güzelim İpek…
İnci, İpek ve Mete, üç kardeşler. Mete’yi ayrı bir seviyor İpek, anne babasının tartışmalarını duymasın kırılıp incinmesin diye elinden ne gelirse yapıyor ona kol kanat geriyor.
İpek, Karadeniz’in hırçın dalgalarından İstanbul’a üniversite okumak için gidiyor. Heykelcilik bölümünü kazanıyor. Bir gün Mahirle denk geliyorlar tesadüfen. O denk geliş tabii ki bir ömrüne mal oluyor İpek’in. Magazinlerin kıskanacağı yıllar boyu konuşulacak görkemli bir düğünle evleniyor Mahir ve İpek.
Masallarda oluyor böyleleri değil mi ne kadar şatafatlı düğünler oluyorsa öyle çetrefilli boşanmalar olur diyordu Ceza hocam. Neyse biz kitabımıza geri dönelim.
Ne diyordu İpek; Mahir varsa bana hiçbir şey olmaz. Sürekli bu düşüncedeydi, Mahir varsa bana hiçbir şey olmaz. Hep sahip olmak istediği sevgiyi ve ilgili aradı aslında hem de en masum şekilde, kendinden ödünler vererek. En basitinden kahvenizi nasıl içersiniz diye sorduklarında ortama ayak uyduran kendi tercihleri olmayan, yeter ki insanlar (özellikle Mahir) kırılmasın diyen birisi İpek.
Bir de Mahir’in annesi vardı, Süreyya hanım evlerden uzak gerçekten de. Okurken çok sinirlendim, hem Mahir’e hem de Süreyya’ya…
Terapi koltuğunda otururken İpekböceğim demedi diyor İpek, Mahir’den için. Her şeyin başına Mahir’i koymuş. Seanslarda anlattıkları aslında bize de bir ışık yakıyor kendimizi sorgulamamızı sağlıyor.
Kitapta geçişler çok güzeldi, bir bakıyorum en yakın arkadaşı Aslıyla sohbetin içindeyim bir bakıyorum seanstayım. Yazarın kalemini çok beğendim, açıkçası fazla beklentiyle okumadım ancak okuyunca hayran kaldımm!
Benden size çok tavsiyedir bu kitap mutlaka okuyun