Yara / Özlen Alpaslan
Hayatımızın her dönemine ait eksik kalan noktalar ve doldurulamayan boşluklar vardır. Özlen Alpaslan'ın "Yara" romanı ve İpek karakteriyle,doldurulmayan boşlukları dolduracak,eksik paçaları tamamlayacak bir yolculuğa çıkıyoruz.
“Yara” okuyucunun kendi duygusal yaralarıyla yüzleşmesine olanak tanıyan,cesur ve samimi bir eser.
İpek,çılgınca aşık olduğu eşi Mahir tarafından da çok sevildiğini düşünür.Günlük yaşantısında dahi karşılaştığı her olay ve sıkıntıda “Benim Mahir’im var,bana bir şey olmaz” der…
Peki tüm yaşananlar,İpek için neden bu kadar acı vericiydi ve
”İpekböceğim” diye sevilen İpek,eşi Mahir için neden artık sadece İpek olacaktı?…
Roman,sevgisizliğin yalınlığıyla büyüyen bir çocuğun;yetişkinlikte nasıl derin bir acıyla birlikte,kimlik arayışı mücadelesini anlatırken,diğer yandan İpek’in kendisi ve geçmişiyle yüzleşme sürecine, terapisti ile yaptığı seanslara misafir olarak tanık oluyoruz.
Bu seanslar,İpek’in çocukluk,gençlik dönemleri,arkadaş,evlilik ve aile ilişkisi üzerinden ilerliyor.
Psikolojik derinliklerle işlenmiş bu eser,karakterlerin çok yönlülüğünü de başarılı bir şekilde aktarıyor.İpek'in karmaşık duygusal dünyası,yalnızca bir hikâye karakteri olmaktan çıkıp okurun kendi iç sesi haline gelir. Yazarın akıcı ve duyarlı kalemi, İpek'in yalnızlığını,korkularını ve umutlarını öyle canlı anlatır ki, sayfaları çevirirken onunla birlikte ağlayıp,onunla birlikte iyileştiğinizi farkedersiniz.
"Yara",sadece okuyup kitaplığa kaldıracağımız bir kitap değil, aynı zamanda kişisel bir keşif yolculuğu.Bazen bir kitap,en derin yaralarımızı bile anlamamız ve onlarla başa çıkmamız için bize bir yol haritası sunar.Kalbinizdeki eksik parçaların hikâyesini dinlemek isterseniz,bu roman tam size göre.