Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 13 Eylül 2025 10:36 Şermin Yaşar'ın okuduğum ilk kitabı ama hep okuyacağım yazarlardan biri olacak belli ki. Karakterleri konuşturarak okuyucuyu farklı ruh hallerinin içine bırakan yazar, yeri geliyor kahkaha attırıyor yeri geliyor ağlatıyor ve insan ruhunun en kuytu köşelerine usulca dokunuyor.Bu hikayede yazarın kitabı ithaf ettiği Ethem ve karısı Nurten okuyan herkesi derinden etkileyecektir.
"Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor. Ben hep o bulanık suyun içindeydim. Dibi göremiyordum. Bulanık bir suyun içinde yüzmüşüm ömür boyu. Doğduğumdan beri bozuk görüyormuşum her şeyi, yanlış duyuyormuşum. Hepimiz öyleymişiz aslında, sadece ben değil, hepimiz."
Bana göre tüm kitabın özeti bu cümleler.Bazen yaşamak için Nurten gibi bildiğin tüm yalanlara inanman gerekebilir. Kendini de başkalarını da inandırmak. Gerçekler ağır gelir çünkü. Taşların yerinden oynaması alıştığımız düzeni altüst eder. Fakat avludan çıkış yolu belki de taşları yerinden oynatacak bir haberdir. Çok bilmek hiç iyi bir şey olmayabilir ama taşları yerine oturtmak için bilmek her şey olabilir.
"Nurten" dedim. "Sana bir şey daha söyleyeceğim."
Elimi sıktı Nurten. Sanki bütün gücüyle sıktı. Başparmağıyla okşayarak sıktı. Bir annenin çocuğunu susturuşu gibi tuttu elimi.
Şarkı devam ediyordu.
"Yeter bildiklerimiz be Ethem" dedi. "Çok bilmek de iyi değil. Söyleme bilmeyeyim..."
Eee biz de ne yapalım açalım arka fonda Samime Sanay. Söyleme bilmesinler.Belki de bu şarkı kitabın ruhunu en iyi anlatan bir fısıltı.Bazı hakikatler dile geldikçe ağırlaşır, suskunluk ise kimi zaman en güvenli sığınaktır...