Dostoyevski'nin Budalası,şu soruyla açılır: "İnsan tamamen iyi olabilir mi, ve olursa toplum bunu kaldırabilir mi?" Cevap nettir: Hayır.Çünkü iyiliğin düşmanı kötülük değil, çıkar, korku ve sıradanlıktır..
Prens Mışkin saf ve temizdir; ama bu saflık çevresindekilere ayna olur. İnsan kendi lekesini görmek istemediği için onu dışlar, küçümser, sonunda deliliğe sürükler. Dünya çürük süt gibidir; içine damla kadar iyilik düşse, daha hızlı ekşir..
Romanın finali acımasızdır: Mışkin akıl hastanesine, Rogojin hapishaneye, Nastasia toprağa gömülür. Yani iyilik deliliğe, tutku zincire, güzellik mezara mahkum edilir. Geriye kalan tekşey, çıkarcı ve gri insanların zaferidir..
Budala aslında şunu söyler: Tanrı yeryüzüne inse, biz ona saygı duymayız; güler, aşağılar, sonra öldürürüz. Çünkü insan, en çok kendi kurtuluşuna düşmandır..
Bence, Dostoyevski'nin budalası, aslında budalanın Mışkin değil, insanlığın ta kendisi olduğunu gösterir..