·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Eylül 2025 21:18 Şöyle yazmıştım bir zamanlar:
“Eğer Gazzâli lisede dersime giren bir hoca olsaydı onu çok severdim. Muhtemel ki anlayamazdım anlattıklarını, uzak gelirdi. Ama ruhumda bir yerlere değdiğini hissederdim. Yıllar geçerdi, ben onu anlamaya başladığımda çoktan hayatımdan çıkmış olurdu. Hep böyle olmaz mıydı zaten?
Ve zihnimde Gazzâli’nin ölümünü önceden hissetmesi hadisesi beliriyor.
Belki de diyorum; ölmeden evvel ölümü tatmış olmasındandır bütün mevzu.”
Bu kitabı da alelade bir vakitte rastgele girdiğim bir kitapçıdan aldım ve aynı gün ikindi namazını kılmak için girdiğim bir camide başladım. Bir anda, planlanmamış bir kitaba başlamak tıpkı uzun zamandır görüşmediğin bir arkadaşınla denk gelip birkaç saatliğine dünyanın en iyi vakitlerinden birini yaşamak gibi. Gelelim kitabın içeriğine; bundan yaklaşık 4 yıl evvel( belki 5 emin değilim:) zihnimde çok keskin soruların belirip beni dünyanın en karamsar insanı haline getirişine şahit olmuştum. Bu soruların detaylarına girmeyeceğim ama kitabı okurken sıkça hatırladım o zamanları. Şimdiki hâlim ile o vakitler yaşadığım ruh hâlim arasındaki uçuruma bir köprü gibi oldu kitap. Üzerinde gidip geldim sanki, ben yürüdükçe köprünün uzağında başka yollar belirdi. Zihnimin bulanık sularına, temiz bir kaynaktan sular aktı. Günün birinde tamamen berraklaşıp kendi yollarını bulurlar mı bilmiyorum. Neticede zaman zaman buna yaklaştığımı hissetmek bile çok şey. İmanın derin sularını az da olsa anlayabilmek adına çok güzel bir eser. Tamamıyla anlamak mümkün olmadı benim için. Zaman zaman duraklayıp üzerine düşünmem gerekti ama bunun kötü bir yanı olmadığını düşünüyorum. Zira bu biraz da benim eksikliğimden kaynaklı. O yüzden okurken karşılaşacağınız afallamalar normal:) Okuyacak olan herkese iyi okumalar diliyorum. Güzel bir inceleme oldu mu bilmiyorum ama içimden geldi:)