Spoiler var!!! Ve acayip uzun bir inceleme
Puan vermedi·336 syf.··
2025 75. kitabı
Öncelikle merhabalar. Hoşgeldiniz.. Yazmaya başlıyorum, izninizle. Bitti lan. Gerçekten bitti olm. Sonunda bir patlama yaşadım. Sevinç çığlıkları eşliğinde ağladım öyle diyim. Katilin kim olduğunu tahmin etmiştim. Ama o değildir diye umuyordum. O çıktı.. Birazdan çok fazla detaylı yazacağım spoiler yemek istemiyorsanız okumayın.. Neyse. Kitap internette +18 görünüyor. Ama ben bunun kan ve bulunan cesetler ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Arada küçük bir smut başlangıç sahnesi var ama pek önemli değil. Konusunu anlatayım. Ana karakterimiz Öykü. Kendisi bir yazar. Şehir hayatının gürültüsünden bıkmış durumda. Küçük bir kasabaya imza günü için gidiyor. Kasabanın huzurunu çok seviyor. İmza sırasında yanına Kıraç geliyor. İmza bittiği için bir kafeye gidiyorlar. Tanışıyorlar, Kıraç Öykü'ye emlakçı tavsiye ediyor falan. En sonunda Öykü Kıraç'ın evinin yanında ki eve taşınıyor.. Bunlar konuşup sohbet ediyor. Öykü taşındıktan bir hafta sonra arkadaşları Öykü'yü ziyarete geliyor. Evin oradaki gölde yüzerlerken kanlı bir tişört buluyorlar. Jandarmayı arıyorlar. Jandarma amiri bu kasabaya iki ay önce sürgün edilmiş. Sebebi de teslim olan bir suçluyu vurup öldürmek. Neyse günler geçiyor. Kıraç ve Öykü yavaş yavaş komşuluğun ötesine geçmeye başlıyorlar. O sıralarda kasabada ki ormanda bir tane kadın eli bulunuyor. Yine bir iki hafta geçiyor. Bu sefer de kayıp olarak bilinen liseli bir kızın cesedi bulunuyor. Kıraç arada liseli çocuklara matematik dersi veriyor. Bu kaybolan kız da ders görenlerden biri. Kitabın sonlarına doğru emekli olan Jandarma amiri (sürgün edilen değil. Yine ders görenlerden birinin babası) bu olaylarla fazla ilgilenmediği için yeni gelen amiri şikayet etmeye gidiyor. Giderken kaza yapıyor ve ölüyor. (Konuyla alakasız ama burada Kıraç ve Öykü sevgili) Artık herkes yeni gelen amirin katil olduğuna emin olmuş durumda. Sonra bu ölen amirin oğlu yeni amirle kavga ediyor babamı sen öldürdün diyerek. Ve gece amirin nöbeti var diye gizlice onun evine giriyor. Bir daha da o çocuktan haber alınamıyor. Artık son sayfalarda Öykü'nün en yakın arkadaşı bir daha geliyor Öykü'nün yanına. Konuşuyorlar. Sonra kız arabasına binip gidiyor. Ondan da bir daha haber alınamıyor. Öykü Kıraç'ın evine gidiyor. Sonra gece Kıraç'ın köpeği bahçeyi kazarken sesten uyanıyor. Bahçeye çıkıyor. Köpeğe seslenerek onu durduruyor. O sırada ayağına birşey batıyor. Yere bakıyor, yerde metal bir kapak var. Kapağı aralıyor, karşısına çıkan merdivenlerden aşağıya iniyor. Karşısına şifreli bir kapı çıkıyor. Daha önce Kıraç ile aralarında geçen konuşmadan şifrenin doğum tarihi olduğunu buluyor. Kapıyı açıp içeri giriyor. Karşısına bir tane dişçi koltuğu çıkıyor ve duvarlarda raflar var. Raflarda kavanozların içerisinde ölen kişilerin uzuvları bulunuyor. Ve kavanozlarda birinde Öykü'nün arkadaşının gözleri var.. Sonrasında Öyle daha fazla inceleyemeden Kıraç içeriye giriyor. Öykü'yle birşeyler konuşuyorlar. Sonra Öykü'nün kafasına birşey ile vurup onun bayılmasını sağlıyor. Öykü uyandığında Kıraç'ın karşısında olduğunu ve rafların boşaltıldığını görüyor. Geçmişe gidiyorum hemen birşey yazmayı unutmuşum; Bu oda bulunmadan önce yeni amirin evinin bodrum katında kurbanlarla eşleşen silahlar bulunuyor. Neyse devam ediyim.. Raflar boş demiştim en son. Kıraç bir yada iki hafta boyunca Öykü'yü burada tutuyor. İnsanları neden öldürdüğünü vesayre anlatıyor. Bir gün Öykü Kıraç tan kaçmak istediği için ona duş almak istediğini söylüyor. Duşunu alıyor. Üstünü giyiniyor ve ağlamaya başlıyor. Kıraç gidip ona sarılınca duş başlığını adamın kafasına geçiriyor. Banyodan çıkıyor. Kıraç ona yemek yedirirken yemeğini tam bitirmediği için yemek tepsisini onun yüzüne atıyor. Merdivenlerden çıkarken Kıraç ona yetişiyor ve onun kolunu ya da ayağını tutuyor. Adam onu bıraksın diye onun yüzünü tekmeliyor. Ve dışarı çıkmayı başarıyor. Evin oradan çıkıp koşmaya başlıyor. Ormana doğruydu galiba emin değilim Kıraç Öykü'yü ayağından tutup yere düşürüyor. Kızı hareketsiz bırakmak için üstüne çıkıyor. Öykü yanına baktığında ulaşabileceği bir yerde bir taş görüyor. Taşı Kıraç'a fark ettirmeden alıyor ve onun kafasına geçiriyor defalarca. Kıraç orada ölüyor. Öykü yerden kalkıp arkasını dönüyor derken Kıraç'ın köpeği geliyor. Kıraç köpeğini bu zamana kadar insan etiyle beslemiş. Köpek gidip Kıraç'ın kafasındaki yarıktan akan kanları yalıyor (iğrenç..) Öykü arkasını dönüp onları orada bırakıyor. Sonra ailesinin yanında yaşamaya başlıyor. Neyse bu kadardı. Yine ve yine çok konuştum. Özür dilerim sizlerden. Yaklaşık yarım saat ya da bir saat oldu bunu yazmaya başlayalı. Buraya kadar okuduysanız beğenir misiniz? Seviliyorsunuz.. Tatsız Bir Öykü Ceren Melek Nasıl üşenmedin diye sormayın..
Tatsız Bir ÖyküCeren Melek · İndigo Kitap · 2025488 okunma
·
536 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
OHAAAAAA. Ben daha 99.sayfadayım da yine de okuyum dediim. Neler oluyomuş öyleeee. Zaten Kıraç bi garipti. Katilin kim olduğuna değil de, daha çok ölen kişilere şaşırdım benn. Sonunuda böyle beklemiyordum. Ama hala merak ettiğim yerler varrr. TEŞEKKÜRLEERRR