Bir adam İstanbul da yaşadığı modern hayatı bırakıp, Anadolunun bir köyüne yerleşiyor. Bir kolu olmayan bir asker olarak kendini köylülere tanıştırmakla başlıyor. Köylüler oldukça garipler ona göre. Konuşmayı pek sevmiyorlar. Bu yüzden birbirleriyle kaynaşmaları uzun zaman alıyor. Öyle ki köyde konuşup anlaşabildiği sadece iki kişi var adamın. Köylüler ona yaban diyor. Tanımadıkları onlara yabancı gelen herkese söyledikleri gibi. Dere kenarına gittiği bir gün hayatını tamamen değiştirecek bir şey oluyor. Köylü bir kadın görüyor orda. Ona göre çok güzel. İstanbuldaki kadınlardan oldukça farklı. Daha önce de bir kaç kez sevdiği ve aşık olduğu kadınlar oluyor tabii. Ama bu kadın çok başka. Onun yanına gidip konuşmak istediğinde hemen uzaklaşıyor ve onunla konuşamayacağını belirtiyor. Bu andan sonra şehirden gelen ve köylülerin ‘yaban’ dediği bu adam artık bambaşka düşüncelerin içinde yaşıyor. Oraya neden gittiğini bile unutuyor çoğu zaman. Bir zaman sonra bu kadının köyde konuştuğu İsmail adında bir cüceyle evleneceğini duyuyor. Aklı tamamen şaşıyor. Böyle güzel bir kadının böyle bir adamla ne işi olabilir. Tüm bunlar olup biterken savaşta olduklarını ve düşmanların gittikçe onlara yaklaştığını hatırlıyor. Çünkü çok yakından mermi ve savaş sesleri geliyor. Bütün köy savaşın içine girmek üzere bunun farkında..
•
Tek kolu olmayan, köylülerin ona ‘yaban’ dedikleri bu adam modern şehir hayatını bırakıp bir köylü nasıl yaşar ve neler yapar öğrenmek üzere içlerinde yaşamaya başlıyor. Diğer tarafta devam eden savaş oldukça yakınlarında iken birde hayatına köylü bir kadın gidiyor. Kafasındaki ve yüreğindeki diğer savaş o zaman başlıyor. Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Ben sevdim, okuyunuz