Başlık: Puan, kitap 10 üzerinden 5, Türkçesi; ne iyi ne kötü — bana göre iyi değil; fazlasıyla beklentiyi yükselttiği için iyi değil, kötü değil; kendini bir şekilde okutturdu, bir ara yarım bırakmayı düşündürttü ama yarım bırakacağım kadar kötü değildi.
Öncelikle, beni hem hayal kırıklığına uğratan hem de beklentimi karşılayan kitaba karşı karmaşık hislerim olmasına neden olan kitabı okuma sebebimle başlayayım: kitabı D&R'da korku/gerilim bölümünde gördüm ve kendini sattıran şu cümleler yüzünden merak edip okuma kararı aldım:
TIME VE VOGUE’A GÖRE 2019’UN EN İYİ KİTAPLARINDAN BİRİ
2019 GOODREADS OKUR ÖDÜLLERİ KORKU ROMANI FİNALİSTİ
Vay be, ne kitapmış değil mi? 2019'un en iyi korku kitaplarından biri; hayvanlarla ilgili sapkın, kanlı, belki biraz fantastik, sürükleyici bir korku kitabı olduğunu düşünerek okumaya başladığım bu kitap bazı anlarda beklentimi hem karşıladı hem de karşılamadı. Kan, vahşet var, ama gerilim, sürükleyicilik, korku zerre yok... Tabii bu benimle alakalı da bir sorun çünkü bunlar benim beklentilerimdi.
Kitabın en sevmediğim kısmı gereksiz betimlemelerdi. Özellikle ilk sayfalarda o kadar çok gereksiz betimleme var ki olayı anlamak için cümleleri tekrar tekrar okumam gerekti; dikkatim dağıldı ve bunun sonucunda bir daha dönüp aynı satırları okumam gerekti. Yine de yerden yere vurmamak gerek, çünkü burada iki tane önemli etken var. Birincisi çeviriden dolayı belki orijinal dilinde çok edebi, derin anlamları olan ve bu kadar övgü almasına neden olan; ancak dilimizde anlamını yitiren — belki de benim anlamadığım — betimlemelerdir. Bu yüzden, tam da yolun başındayken yarım bırakmayı düşündüğüm halde devam etme kararı aldım ve devam ettim. İkinci önemli etmen ise şu: ben zaten normalde de ana fikre bir şey katmayan gereksiz betimlemeleri sevmezken, bu ara kafamın çok dolu olmasından dolayı uzun ve süslü cümleleri ilk okumada anlamadığımdan ekstra bir sevmemem oluştu; yani bilemiyorum, belki kitap o kadar kötü değildir ve sorun bendedir — bilemedim.
Ancak kitabı okurken genel düşüncem şu yöndeydi: ya ben bu kitabı anlayacak ve beğenecek kadar edebi ve sanatsal birikime sahip değilim ya da duvara yapıştırılan muz kadar aleni bir şekilde saçma ama sevdiğim ve saygı duyduğum yazarlardan biri olan Margaret Atwood bu kitap için “Ah, Tavşan. Muhteşem bir kitapsın sen!” dediği için kral çıplak diye bağıramıyorum. Sonuçta Sam bir yazar; belki yaşadığı şeyler muhteşem bir metafordur ve ben anlamamışımdır, bilemem...
Sıradan ve sonuç odaklı bir vatandaş olarak düşüncelerim: kitap kendini okutturduğu için ve duygu olarak beni yakaladığı, hatta yaşadığım deneyimlerden dolayı Samantha ile tam olarak empati kurabildiğim, duygulandığım kısımlar olduğu için çok beğenmesem de idare eder bana göre... Yani yine de kitabı okuduğuma memnunum (bunlar 5 puanı hak eden kısımları). Olumsuz yönleri ise bence kitabın kapağında yazanlar clickbait; Samantha'nın “zararlı madde” kullanımını azaltması lazım ya da tam tersi ilaçlarını alması lazım, çünkü ben bir delinin halüsinasyonlarını mı okudum yoksa okuduğum bu kitap fantastik bir kitap mı şu an tam olarak emin değilim.
Jonah ve Ursula'da kuş kadar beyin yok. X (spoiler olmaması için isim sansürü) bence b*k yoluna gitti ve ben buna çok üzülüyorum (tabii gerçekte böyle birisi varsa). Yaptığı her şeyin Düşes'in yanına kâr kalması beni rahatsız etti ve son olarak: tavşan, ben o baltayı savururdum...