Puan vermedi·626 syf.····Okunma: 18 Ağustos 2025 22:13 JANE EYRE-CHARLOTTE BRONTE
Eserin kapak tasarımını beğendim normalde can yayınlarını klasik serilerinde kapak tasarımını zayıf bulurum ancak Jane Eyrede gerçekten başarılı buldum sanki gerçekten kapağın üstündeki kadın romanın içine girmişte onu okuyor ve izliyor gibiydim. Çevirmen olan Nihal Yeğinobalı’ya ayrı teşekkür etmek lazım mükemmel bir çeviri ile yazarın akıcı dili ve üslubu ile birleşip ortaya muazzam bir Jane Eyre eseri çıkmış. Eserin adını tartışmak manasız baş karakterin adını romanın adına koyması çok çok mantıklı bir karar olmuş gerçekten Jane Eyre ağırlığını verip bu eserin başka adı ne olabilirdi diye bize düşündürmemesinden dolayı da eserin adının ne kadar kaliteli olduğunu göstermektedir.
Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Jane Eyre’yi akrabalarından biri sahiplenmiştir. Sahiplenen ailede bulunan Jane Eyre’nin yengesi Jane Eyre’ye oldukça kötü davranmış üstüne üstülük yengesi yetmezmiş gibi yengesinin çocuklarıda oldukça kötü davranmaktaydı. Jane Eyre’yi sevmeyen yengesi Jane Eyre’yi yatılı bir okula vermeye karar verir, Jane Eyre buna hayatında hiç sevinmediği kadar sevinir. Jane Eyre bu okula gitmeden önce yengesiyle olan konuşması gerçekten beni çok etkiledi özellikle yengesine çok kötü bir insan olduğunu betimlemesi ve yengesinin şoka uğraması da bu yatılı okul kararına oldukça etki ettiğini düşünmekteyim. Ailesi olmayan Jane Eyre yengesinin evinde varlıkla büyüyordu ama gittiği yatılı okulda fiziksel ve psikolojik olarak baskı altındaydı ve yoklukla karşı karşıyaydı. Okulda az verilen yemeklerin büyük kızlar tarafından alınıp ağlayarak bir iki lokma yemek yemeye çalışan küçük kızların hikayesi de gerçekten beni etkiledi. Bu yokluk ve zorlukla çocukluğunu geçiren bir kadın olgunlaştığını ve nasıl bir insana dönüşeceğini eserin başından beri hep merak ettim.
Okulda tifüs mikrobu yayılınca çocuklar birer birer hasta oluyor ve kimisi evlerinde kimisi ise okulda can veriyordu. Okulun yarısı bu sebepten boşalmıştı. Ufacık çocukların hastalık ile ölümle tanışmaları ve yüzleşmeleri Jane Eyre’niin çok sevdiği arkadaşı olan Helen’in ölüm döşeğinde Tanrı hakkında sohbet etmeleri ve ölümle yüzleşmesi çocukken olgunlaşmış ki bunu sadece ölüm başarabilmiştir. Helen’in mezar taşına Resurgam (Dirileceğim) yazması ah ah beni çok etkiledi be…
Jane Eyre tam öğretmenlik mesleine başlayacak yola çıkacakken Bessie’nin yıllar sonra çıka gelmesi Mrs. Reed ve çocuklarının; Georgia’nın çok güzelleşmesi bir lorda aşık olup kaçması ve bu lordla evlenmesi ardından John Reed aynı haylazlık yapan boş bir adam olarak hayatına devam etmektedir.
Jane’in yeni evi Thornfield’idi. Bakalım Jane bu aile ile anlaşabilecek mi? Adela Jane’in yeni öğrencisi olmuştu. Adela babası tarafından pek sevilmeyen hatta göz önünde bulunmamasını yeğleyen bir babaya sahiptir. Jane’in bu eve ilk girişinde kendisini karşılayan Mrs. Fairfax yani evin kahyası olan hanımefendi Jane’i çok iyi karşılamış ve sevmiştir.
Thornfield maliknase’nin sahibi olan Mr. Rochester’in zıt, kaba davranmasına rağmen geçmişini ve kişisel hayatını Jane Eyre ile sık sık sohbet ederek ikili arasında ilginç bir iletişim ve ilişki meydana geliyor. Jane Eyre evet çocukluğunda mutsuz bir ailede evlatlık gibi muamele görüp oradan acımasız ve sıkıcı bir okulda 8 yıl geçirmiş. 18 yaşına gelene kadar ne aşık ne de hoşlanacağı bir erkek olmuş ve bu hislere oldukça uzak bir hanımefendiydi. Mr. Rochester, Jane Eyre’ye hem kendinden yaşça çok büyük ki yaşlı diyebiliriz . Jane Eyre’nin pekte onaylamayacağı kaba bir adam olduğundan Mr.Rochester’e aşık olmaya başlaması zıt kutuların birbirini çekmesini konu alan bir aşk öyküsü ki ben buna pek katılmayan biriyim.
Bayan Ingram soylu bir aileden gelen küstah kendini beğenmiş bir kadındı. Mr. Rochester ile evleneceğini düşünüyordu. Ingram Eyre’den hiç hazzetmemişti. Adele’den de öyle. Sadece soylu ve zengin olduğu için Mr.Rochester ile evlenmek isteyen Ingram günümüzde de oldukça sık sık karışılacağımız karşındaki adama değil de cebindeki paraya aşık olan kadınlardan biri.
Jane’in eski ailesinden olan dayısının eşi yani yengesinin fenalaştığı haberi gelir evet evet o Jane Eyre’ye küçüklüğünde zulümler yaşatan yenge. Jane Eyre’yi ölüm döşeğinde çağırması ve Jane Eyre’nin onca zulüm’e rağmen onca yolu çekip bu insanları görmek istemesi bana çok saçma ve saflık geldi. Jane Eyre yengesine ziyarete gittiğinde yengesinden 3 yıl önce Jane Eyre’niin akraba bağı bulunan John Eyre’nin vefat ettikten sonraki mirasını Jane Eyre’ye bırakmasını saklamasını hala Jane Eyre bir tepki göstermemesi aptallığın mı simgesi olgunluğun mu anlayamadım ama ben okurken Jane Eyre’ye oldukça sinirlendim ben her zaman herkesin haddinin bildirilmesinden yanayım.
Mr.Rocheser’ın Ingram ile evlenip Jane Eyre’yi başka bir yere gönderme konuşması yaparken Jane Eyre ile Rochester’in duyguların bir anda birbirlerine açması ve Mr. Rochester’in bir anda Jane Eyre’ye evlilik teklif etmesi beni şok etti.
Gel zaman git zaman Eyre ile evlenme niyeti olan Rochester evlilik zamanı gelene dek Jane’i gerçekten çok mutlu etmiş kendi de mutlu olmuş. Evlenecekleri gün Mason adlı adam Jane’i evlilik esnasında herkesin içinde bu evliliğin olmayacağını Rochester’in zaten evli olduğunu söyleyince bu gerçekte kanıtlanınca evlilik gerçekleşmemiş ve Rochester Jane’e geçmişinde olan tüm yaşadıklarının genç yaşında aşık oldu zannedip evlenmesi karısının deli teşhisi konulduktan sonra bir odaya kapatılması ve bir odada hayatını devam ettirmesi gündem olmuş yani evliliği sadece kağıt üstünde kalmış. Jane Eyre ile resmi nikah olamadan beraber olmak isteyen Rochester’in teklifi reddeden Eyre bir gün aniden beş parası malikaneyi terk eder ve yollara düşer aç parasız kalan Eyre köy evlerine gidip yardım diler çoğu ev ise Jane Eyre’yi reddetmektedir. Rahibin evine kabul olunan Jane Eyre rastgele girdiği evin günler sonra kendisinin akrabalarının olduklarını anlar ve bu duruma şok olur kendisine düşen mirası da bu akrabalarının durumu oldukça kötü olduğundan onlarla paylaşmak ister ve paylaşır. Bu köyde Mr. John papaz olduğundan Jane Eyre’ye köyün okulunda öğretmenlik teklif eder ve Jane bunu kabul eder. Burada öğretmenlik yaparak yıllar geçer sonrasında ise Mr. John Jane Eyre’yi sevmese de onunla evlenmek ister ancak Jane Mr.John’u arkadaşı olarak sevdiğini söyler. Bir gün Jane’e çok uzaklardan Mr.Rochester’in sesi gelir ve bu sesin peşine düşüp Mr.Rochester’i bulur ve malikanesinin yandığını bir kolunu ve bir gözünü kaybetmiş olduğunu görür bu olayında Mr. Rochersterin eski karısının malikaneyi ateşe verdiğini ve kendisini binadan aşağı atarak öldüğünü öğrenir. Mr. Rochester ise küçük bir evde kendi başına yaşamını sürdürmektedir. Jane’i görünce şok olur ve Jane şimdi Rochester’i sevebileceğini ancak Rochester ise bu sakat halinle onu nasıl kabul edeceğini söyler. Bunca olayın olmasını mı bekliyorsun Jane saçma buldum bu kadar aptallık yapacağına aşkına en başta sahip çıksaydı belki de sevdiği adam ne kör olacaktı ne de bir kolunu kaybedecekti. Bunca olaya rağmen beraber olmaları aşkın mı aptallığın mı simgesi onu da tartışmak lazım tabiii….
Eseri okuma sürecini çok beğendim, hiç bitmesin istedim ki bittiğinde yazarımızın tüm eserlerini okumam gerektiğini anladım.