Çavdar Tarlasında Çocuklar, hep bir sonraki satırda olacakları merak ederek okuduğum bir roman oldu. İlk gençlik çağındaki bir okur olduğum için, romanın anlatıcısı ve başkahramanı olan 16 yaşındaki Holden Caulfield ile derinden bağdaştırdım kendi dünyamı. Holden'ın kederleri sayfalardan taştı da kendi kederlerime dokundu sanki. Holden'ın sevdiği şeyleri sevdiğimi, sevmediklerini sevmediğimi fark edişim romanın sonunu daha da merak etmeme neden oldu.
Kitap, okuruna kendi geçmişini hatırlatacak bir distopya sunuyor ve okur Holden ile beraber hissediyor büyüme sancılarını, kimlik arayışını, sevdiklerini kaybetmeyi ve yabancılaşmayı. Yirmili yaşlarda kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Yaşamı, genç ve hayatı yenice öğrenmekte olan bir oğlanın penceresinden deneyimlemek isteyenler için güzel bir kitap. Holden'daki tüm o bocalamaya, ergenlik zırvalarına, bıkkınlığa ve bu kompleks sosyetede kendine bir yer edinme tasasına şahitlik ediyorsunuz sayfalar boyunca.