Sanki okurken ben de oradaydım, karakterin peşinden olaydan olaya sürüklendim. Livaneli’nin en sevdiğim kitaplarından biri oldu. Bu kitapla birlikte iyice emin olduğum bir düşünce de şu ki yazarın bağlı olduğu veya sadece o konuda üretken olduğu bir tarzı yok. Sadece polisiye, sadece tarih vb. ilerlemiyor. Çok farklı alanlarda yazabiliyor ve bu her yazarda görülen bir şey değil. Bazı yazarların ismini hatta kitabın dahi ismini kapatıp elimize verseniz okuduğumuzda aşağı yukarı kitabın hangi yazara ait olabileceğini bilecek duruma geldik. Yazarların çoğunlukla bir tarza yönelmesi ortaya çıkardıkları eserlerin kalitesini düşürmüyor elbette ama farklı alanlarda da ustalıkla kalem oynatabildiklerini görmek hayranlığı da artırıyor.