·264 syf.····Okunma: 14 Eylül 2025 16:45 Kitabın yazarı Eric Jager, Amerikalı bir edebiyat tarihçisi, profesör ve yazardır. Özellikle ortaçağ tarihi, edebiyatı ve kültürü üzerine çalışmalarıyla tanınıyor. Yazar, Son Düello kitabını 2004’te yazıyor. Ama nasıl? Yazarın bu kitabı yazma motivasyonu tamamen okuduğu tarihi bir kitaptan etkilenme. Yani, sadece etkilendiği bir kitap üzerinden o konu ile ilgili on yıllarca araştırma, yazılı ilk elden kaynaklar, tarihi gezintiler ve sayısız tarihçi ile görüşmeler yapmış. Yazar aynı zamanda bu kitaba ömrünün dörtte birini harcamış. Bir kitaba ya da tarihi bir olaya ömrünün büyük bir kısmını harcamak, başlı başına büyük saygıyı hak ediyor.
Kitap, romana benzetilmiş tarzda ama aslında 14. yüzyıl ortaçağ Fransa’sında o dönemin mahkemeleri tarafından nadir de olsa çıkmaza çıkan davaların düello ile, yani “tanrının adaleti” ile çözüme kavuşturulmasını tartışmalı taraflarını ele alırken, o dönemin son resmi düellosu kabul edilen bir olayı ve bu olayın baş kahramanı olan Jean de Carrouges adında bir şövalyeyi merkeze alıp onun hikâyesini belgeler, kronikler ve mahkeme kayıtları üzerinden okuyucuya anlatıyor. Yani, okuduğunuz her kelime bir nevi olayın orijinal kaynakları sayılır. Yazar o derece objektif bir eser sunmuş okuyucuya. Gerçekten takdir edilesi.
Zaman:
1386, Fransa – Kral VI. Charles dönemi.
Kahramanlar:
Jean de Carrouges: Normandiya’da yaşayan bir şövalye, onuruna çok düşkün.
Jacques Le Gris: Carrouges’un eski dostu, sonra rakibi; soylular arasında yükselmiş biri.
Marguerite de Carrouges: Jean, yani Jean de Carrouges’ın eşi; dönemin toplumunda sesi kısıtlı bir kadın.
14. yüzyıl Fransa’sının son resmi düellosu, bu iki kahraman arasında, Jean de Carrouges ve Jacques Le Gris davası ile başlar. Düellonun ana sebebi ise Jean de Carrouges’ın eşi olan Marguerite de Carrouges’in, Jacques Le Gris (bir zamanlar Jean de Carrouges’ın en iyi arkadaşı) tarafından cinsel tacize uğraması sonucu oluşur. Olay, o dönemde Fransa’nın kuzeybatısında yer alan Normandiya bölgesinde patlak verir. Olay Paris’e, Fransız kraliyet mahkemesine kadar ulaşır ve tüm Fransa bu olay üzerinden konuşmaya başlar. Fransız kraliyet mahkemesi olayın içinden çıkamaz duruma gelir ve o dönemde nadir olan bir karara varılır. Bu karar, “tanrının adaleti” denilen Adli Düello’dur.
Peki neden Orta Çağ’da düello kararlarına “tanrının adaleti” deniliyor? İşte buna neden olan şöyle farklı bir olay daha var: Orta Çağ kroniklerinde geçen en tuhaf adalet örneklerinden biri de, bir köpekle insan arasında yapılan düellodur. Rivayete göre bu olay da Fransa’nın Normandiya bölgesinde geçiyor. Bir adam, komşusunu öldürmekle suçlanmış fakat kesin bir delil bulunamamıştı. Ölen adamın mastiff cinsi köpeği, sürekli zanlıya saldırıyor ve ondan nefret eder gibi davranıyordu. Halk bunu “Tanrı’nın işareti” olarak yorumladı ve dava, köpekle zanlının bir düelloyla karşı karşıya getirilmesine karar verildi. Büyük bir kalabalığın önünde yapılan dövüşte köpek, adamı yere yatırıp boğazına yapıştı. Bu manzara karşısında zanlı korkuya kapılarak cinayeti itiraf etti. Böylece köpek, “Tanrı’nın adaletini yerine getiren bir aracı” kabul edildi. Bu olay, dönemin adalet anlayışının nasıl doğaüstü işaretlere ve inançlara bağlı olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek olarak tarihe geçti. O dönemin düello kararları, şimdiki birçok tarihçi tarafından tartışılmaya devam ediyor. Kimi tarihçiler, suçsuz insanların haksız yere öldürüldüğünü öne sürüyor. Ve haksız sayılmazlar bence.
Ek olarak o dönemin adalet anlayışına bakıyorum da, aslında şimdiki adalet anlayışlarında olmayan bir şey var: Adamlar, kim olursa olsun objektif davranmaya çalışıyor. Biz şu an her ne kadar onları bu “tanrı olayı” kararlarından dolayı eleştirsek bile, adalet o döneme göre eksik bile olsa gerçekten uygulanıyordu. Peki, şimdiki zamanı eleştirecek yüzümüz var mı? İnsanların Tanrı algısını küçümsemekle “en iyi adalet bizde” denilebilir. Evet, en iyi adalet bizde olabilir; ama o dönem gibi gerçekten adaletli uygulanıyor mu bizim şu “mükemmel” adaletimiz?
Adaletli okumalar dilerim. Çünkü bazen okumalarımız bile adalet sistemimiz gibi .