Bu kitap, bir şiir toplamından çok bir kaçış manifestosu. Ah Muhsin Ünlü, şiiri elinde bir valiz gibi taşıyor; bazen otobüs bileti, bazen eski bir mektup, bazen de kirli bir iç hesaplaşma gibi önümüze bırakıyor.
“Gidiyorum Bu”da şiir, süslü cümlelerden değil; yan sokaklardan, sigara dumanından, uykusuz gecelerden kuruluyor. Muhsin Ünlü’nün dili, bir çocuğun saflığıyla bir serserinin küfrünü aynı potada eritiyor. Hem masum hem kirli, hem absürt hem içten.
Şiirler, hayattan çekip alınmış rastgele cümleler gibi görünüyor ama aslında hepsi içimize dokunan bir “gitme hali”ni işaret ediyor. Gitmek bazen sevgiliden, bazen şehirden, bazen de insanın kendinden kaçışı.
Gidiyorum Bu, edebiyat rafında değil, sırt çantasında taşınacak bir kitap. Okurken neye güleceğini, neye ağlayacağını kestiremiyorsun. Belki de en güzeli bu: şiirin ciddi olmaktan kurtulup hayat kadar dağınık, hayat kadar kirli, hayat kadar gerçek olması.