Kitabı son zamanlarda çok fazla çok satan listesinde ve kitapçılarda gördüğüm için alıp okumak istedim. Kitap aslında içten içe günümüz edebiyat ve yazarlık dünyasına acımasız bir eleştri niteliğinde. Çok satan kitapların aslında çok iyi yazıldığı için değil, listelere girsin diye pazarlandığı için çok satan olduğunu anlıyoruz. Yani aslında kitap çok satan listelere girsin diye ciddi bir ön hazırlık yapılıyor. Belki kimbilir gerçekten çok iyi olup, pazarlaması zayıf olduğu için atıl kalan kaç kitap vardır. Kitap ayrıca tersine ırkçılık kavramına da değiniyor. Aynı geçmişe ve kültüre sahip olmayan bir kişi başka bir kültürün tarihini anlatabilir mi? Günümüzün acımasız linç kültürü bizi ne derece ele geçirdi?
Ana kahraman June beyaz bir Amerikalı; arkadaşı ve çok başarılı yazar Amerikalı Çinli Athena Liu'nun gölgesinde kalmış bir karakter. Onun başarısını ve hayatını bir o kadar kıskanıyor ancak onun kadar yetenekli olmadığını ilerleyen sayfalarda anlıyoruz. Derken bir gün onun yerini alma ve onun hayatını yaşama fırsatı geçiyor eline. Ancak hayal ettiği gibi olmuyor. Kaygıları ve takıntıları peşini bırakmıyor. Kitap ilerledikçe June karakterinden hem nefret edip hem acıma noktasına geliyorsunuz. Sonlara doğru bitişi biraz hızlı ve aceleye getirilmiş olduğu için hayal kırıklığı yaratıyor. Belli ki ucu biraz açık bırakılmış. Devam kitabı olabilir diye düşünüldüğü için olabilir.
Yayın dünyasının iç yüzünü merak eden, piyasada dönen entrikaları modern çerçevede anlatan sürükleyici bir kitap. Yazarın ön eleştri olarak kitabında sıkça yer verdiği gibi kitap hakkında Goodreads'te çok fazla olumsuz eleştiri var. Acaba kitaptaki baş karakter gibi bunları da okuyor mu diye merak ettim. Farklı bir konuda ama yormayan ve sürükleyici bir kitap arayışında olanların okumasını tavsiye edeceğim bir kitap.