·280 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Eylül 2025 16:34 Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi adlı eseri, ressam Basil Hallward’ın, olağanüstü güzellikteki Dorian Gray’e duyduğu hayranlıkla onun portresini yapmasıyla başlar. Güzelliğine hayran kalan Dorian, portresini gördüğünde içten bir dilekte bulunur: Portre yaşlansın, o ise daima genç kalsın. Bu dilek kabul edilir ve böylece trajik olaylar zinciri başlar.
Hiç sorumluluk almadan yaşamak… ne kadar basit ve yüzeysel bir hayat gibi görünse de, ardında karanlık ve vicdansız bir boşluk barındırır. Dorian, tüm günahlarını işleyip bedelini portresine ödetirken, kendi ruhunu görmezden gelmeyi seçer. Halbuki romanda geçen şu satırlar çarpıcı bir gerçeği yansıtır:
“Oysa işlediği tüm günahların cezasını anında çekseydi, onun için çok daha iyi olurdu. Ceza çekmenin insanı arındırıp temizleyen bir yanı vardı. İnsanın hakkaniyetli bir Tanrı’ya ettiği dua, günahlarımızı bağışla değil, yaptığımız kötülükler için bizi cezalandır olmalıydı.”
Ancak sorulması gereken şu: Günahlarının bedelini başkasına ,hatta bir resme bile yıkabilen biri, gerçekten cezayı hak ettiğini düşünebilir mi? Belki de Dorian vicdanını çoktan susturmuş, yaptıklarında hep kendini haklı çıkartacak bir sonuç bulmuştur.
"Günah insanın yüzüne vurur; gizlenenemez. Hani insanların gizli kapaklı kötülüklerinden, günahlarından bahsedilir ya, öyle bir şey yok. İnsan kötülük ettiğinde ağız kıvrımlarından, düşük gözkapaklarından, hatta ellerinin duruşundan bile ele verir kendini. " Peki 172. sayfada geçen satırlarda geçen bu alıntı doğru mu? Güzelliğiyle büyüleyen biri kötü olamaz mı?
Çok akıcı bir kitaptı çok severek okudum.