Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 17 Eylül 2025 20:39 Kitap, adı ile müsemma; insan için, insana dair. Herkesin kendinden bir parça bulacağına eminim. Ama gerçekten de tüm çıplaklığı ile o parçayı görmeye hazır mıdır insan? Ona emin değili. Kitabı okurken, sanki toplumun içinde, kalabalık bir çarşıda, metrobüs durağında, bir otoyol trafiğinde gibi hissettim. Akışkan, büyük ve içine alan kalabalık, belki de biraz kaos beni boğdu. Çevremdeki insanlara, sevdiklerime ve en önemlisi belki de kendime dair edindiğim farkındalıklar da beni boğmuş olabilir. Bu kadar farkında olmalı mıyız gerçekten? Kitap bitince sadece boşluğa bakmak, tavanı izlemek, sessizce oturmak geldi içimden. Engin hocanın ilk baskıdan sonra noktasını dahi değiştirmemesini anlayabiliyorum: kitap ile okur arasındaki organik bağı incitmekten korkması. Bir kitap ile bu derece bağ kurulur mu? Kurulurmuş. Kitap, sanki beni, incindiklerimi, hatalarımı, sebeplerimi aşikar eden bir ayna gibiydi. Dili güzel, üslubu tatlı, edebi olarak hızlıca okunabilir. Fakat, o kadar çok durup düşünmek istiyor ki insan, hızlıca okunmuyor pek... Keşke bu kadar beklemeseydim okumak için.