"Çünkü onun tek ve gerçek tutkusu vardır: Merak, yani entrika ve iktidar oyunu. O, olayların içinde görünmeyi sevmez, olayların arkasındaki ipleri tutmayı sever; o, iktidarın kendisine sahip olmayı değil, iktidara sahip olanı yönlendirmeyi, yani iktidarın da iktidarına sahip olmayı ister."
Stefan Zweig - Joseph Fouché: Bir Politikacının Portresi
Günümüz haberlerini izlerken hiç şunu düşündünüz mü: Bazı siyasetçiler nasıl oluyor da her devirde, her iktidar değişiminde ayakta kalmayı başarıyor? Hatta sadece ayakta kalmıyor, hep gücün tam merkezinde yer alıyorlar. Sanki hiçbir ilkesi, hiçbir sadakati yokmuş gibi görünen bu insanlar, bukalemun gibi renk değiştirerek her fırtınadan nasıl daha da güçlenerek çıkıyor?
İşte kitap, tarihin gördüğü en büyük siyasi bukalemunun, bu sorunun vücut bulmuş halinin hikayesini anlatıyor.
Biyografi türünü genelde nasıl biliriz? Doğdu, yaşadı, büyük işler başardı ve öldü... Odak noktasında da hep o bildiğimiz kahramanlar, dâhiler veya ikonik liderler vardır. Ama bu kitap, bu kalıbı tamamen yıkıyor.
Çünkü bu biyografi, tarih kitaplarının bize öğrettiği büyük idealler, kahramanlar ve devrimler anlatısını yerle bir ediyor.
Zweig bize sarsıcı bir şey söylüyor: Tarihi asıl şekillendirenler; büyük hatipler ya da cesur komutanlar değil, Fouché gibi gölgelerde kalıp sessizce ipleri elinde tutan, ahlak ve vicdan gibi duyguları birer yük olarak gören adamlardır.
Fouché'nin hayatı, akıl almaz bir ihanetler ve hayatta kalma sanatıdır. Düne kadar bağlılık yemini ettiği Kral'ın kellesini isteyen en radikal devrimciye dönüşür. İnsanları giyotine yollarken terör estirir. Sonra, devrimi bitiren Napolyon'un en güvendiği adamı, korkunç gizli polis teşkilatının beyni olur. Napolyon devrilince ne mi yapar? Bu sefer yerine gelen Kral'a hizmet etmekte bir an bile tereddüt etmez.
Onun bir davası yoktur, bir ideolojisi yoktur. Sadece tek bir korkunç yeteneği vardır: Herkesin sırrını bilmek, herkesi birbirine karşı kullanmak ve kendini vazgeçmez kılmak.
Neden 200 yıl önce yaşamış bu adamı okumalıyız?
Çünkü Fouché'yi anladığınızda, günümüz dünyasındaki güç oyunlarını, siyasi entrikaları ve liderlerin psikolojisini de anlamaya başlarsınız. Bu kitap bir tarih dersi değil, zamansız bir güç ve ahlaksızlık analizidir. Zweig'in o muhteşem kalemiyle, bir politikacının beyninin içine girip, iktidar hırsının bir insanı nasıl bir makineye dönüştürdüğüne tanık oluyorsunuz.
Kitabın etkisi inanılmaz sarsıcı. Bu kitabı bitirdikten sonra, haberlerde gördüğünüz bir politik manevraya, beklenmedik bir ittifaka ya da sessizce yükselen bir siyasetçiye asla aynı gözle bakamayacaksınız.
Çünkü her yerde onun hayaletini, Joseph Fouché’nin yöntemlerini görmeye başlayacaksınız.
Eğer gücün en çıplak, en ahlaksız ve en büyüleyici yüzünü görmek istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okumalısınız.