Puan vermedi·456 syf.····Okunma: 18 Eylül 2025 15:59 Kitap incelemek bence büyük cüret gerektiren bir iş ama yine de buna cüret edeceğim.
Yazarın geleceğe dönük öngörülerini aktarırken geçmiş ve günümüz hakkında da tespitleri oldukça etkileyici. 2016 yılında yazılmış olduğunu sanıyorum. Üzerinden geçen 9 yıl öngörülerini doğrular nitelikte ilerlemiş.
İnsanın anlam arayışı varoluşumuza katlanmanın yegane yoludur. Tarih, bu anlam arayışına göre şekillenmiştir. Göbeklitepede bunu görebiliyoruz. Avcı toplayıcı toplumlar tarım devrimi ile birlikte yerleşik yaşama geçtiler ve bundan sonra dinleri icat ettiler düşüncesini yıkan bir keşif. Bu gibi bir yapıyı inşa eden bir topluluğun daha en başından organize olabilmesi gerekiyordu. Anlam arayışı bilimsel ilerlemenin sonucu değil başlangıç noktasıydı.
İnsan anlam arayışının verdiği huzursuzluktan bir kurumsal inanç sistemine dahil olarak kurtuldu. Birey önemli değil önemli olan kutsal devlet idi. Savaşlarda yitip giden kişiler büyük bir anlam için kutsal bir amaç için öldüler.
Sonra kapitalizm kazandı, liberal dünya insana hümanizmi pompaladı. Herkes eşit değildi ama özgürdü. Her deneyim lüks değildi ama değerliydi. İnsan, birey en önemlisiydi çünkü çarkların dönmesi için özgür olduğunu hisseden bireylere ihtiyaç vardı. Peki gerçekte özgür irade var mıydı? Ya özgür irade sadece algoritmik biyolojik varlığımızın bir sanrısı ise? Bir ilüzyon ise? Bu yanılsama hümanizmin insana atfettiği değeri yerle bir edebilir. Çünkü bilince sahip olmayan üstün bir zeka gelişiyor. Algoritmalar insanı kendinden daha iyi tanıyabilir. Ve anlamı daha çok yitirmiş oluruz. Bu çılgınlık ile işe yaramaz bir sürü insan yığını ne yapacak? Yazarımız diyor ki bizi dataizm dini bekliyor. Yeni anlamımız bilgi akışının kutsallığıdır.