Serinin ikinci kitabıyla geldim. O kadar güzeldi ki üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyorum. Devam kitabı olmasına rağmen çizgisini hiç bozmadı. Olay örgüsü, karakter gelişimi o kadar iyi işlenmiş ki serinin yavaş ilerliyor olmasını bile sorun etmiyorsunuz. Aslına bakarsanız ilk kitabın başlangıcıyla ikinci kitabın sonuna bakınca neler yaşadık diyoruz.
Rafe, Thrystan, Diana, Marina, Yvan, Jules, Aishlin, Tierney..tüm yan karakterleri o kadar sevdim ki. Arkadaşlıkları ve azınlık olmalarına rağmen haksızlığa baş kaldırmaları, daima çözüm yolu aramaları adlarını yazmadığım diğer yan karakterlerden tuttun hepsine çok ama çok bağlandım ve birine bir şey olsa oturup ağlarım çünkü yazar konuyu ağırdan almasına rağmen karakterlerle o kadar derin bir bağ kuruyorsunuz ki hele olay örgüsü kitap elimden düşmedi neredeyse.
Gelelim başrollere. Elloren, Yvan ve Lukas. İlk kitaptan Elloren, Yvan ile birlikte olacağını zaten düşünüyordum ama açıkçası Lukas ile olan sahnelerinde birlikte olabilirler mi diye düşünmedim değil. İlk kitapta Yvan'a o kadar ısınamamıştım ama kurgu ilerledikçe yazar detayları verdikçe onu daha iyi anlamaya ve ilk kitapta neden Elloren'e kötü davrandığını anlıyorsunuz. Lukas ise tam bir soru işareti. Bir şeylerin peşinde olduğunu anlayabiliyorsunuz ama hâlâ açığa çıkmayan gizemleri var.
10/10 bir kitaptı benim için. İkinci kitap olmasına rağmen çizgisini bozmadığı için yazara teşekkür ediyorum. Çünkü seri kitapları okumaya korkar oldum. Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyorum...