Demir Çiçek – Laurie Forest
Laurie Forest’ın Karanlık Cadı Günlükleri serisinin ikinci kitabı olan Demir Çiçek, Elloren Gardner’ın hikâyesini kaldığı yerden devam ettiriyor. Gardnerya İmparatorluğu’nda farklı ırklar arasındaki eşitsizlikler, politik çatışmalar ve artan gerilim ortamında Elloren, kim olduğunu ve neye inandığını sorgulamaya başlıyor,bu kitapta. Büyü kullanamayan bir Gardner olarak başladığı ve anıldığı bir ortamda hem kendi gücünü hem de dünyaya bakışını yeniden gözden geçiriyor. Bir yanda savaş, diğer yanda aşk, ihanet, sadakat ve özgürlük mücadeleleriyle dolu bir durumun içerisinde buluyor kendini.
Benim için Demir Çiçek gerçekten çok iyi bir devam kitabıydı. İlk kitaptan sonra beklentim yüksekti ve bu kitap o beklentiyi fazlasıyla karşıladı diyebilirim. Başlangıçta temposu biraz yavaş görünse de ilerleyen bölümlerde hikâye hız kazandı ve olaylar çok akıcı bir şekilde birbirine bağlandı. Aşk üçgenleri, politik oyunlar, karakterlerin içsel çatışmaları ve sırlar kitabı oldukça sürükleyici hale getirmişti.
En çok beğendiğim nokta, karakterlerin derinliği ve her birinin kendi kimliğiyle yüzleşme biçimiydi. Her karakterin farklı bir ırka, geçmişe ya da inanca sahip olmasına rağmen, ortak bir amaç için bir araya gelmeleri çok güzel bir mesaj veriyordu: herkesin eşit ve adil bir dünyada yaşama hakkı vardır. Özellikle Elloren’in dönüşüm süreci beni çok tatmin etti. Önyargılarını kırması, korkularıyla yüzleşmesi ve kendi ailesi bildiği kişilerin ihanetine rağmen doğruyu aramaktan vazgeçmemesi onu son zamanlarda okuduğum en güçlü kadın karakterlerden biri olmasını sağladı.
Laurie Forest’ın dili sade ama etkileyiciydi. Kitapta birçok ırk, kültür ve büyü sistemi olmasına rağmen hiçbir kafa karışıklığı yaşamadım. Her ırkın kendine özgü yönleri çok net bir