·112 syf.····Okunma: 03 Eylül 2025 00:17 Kitap öneri yazısı değildir!
Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
9. Hariciye Koğuşu'nun tavanını izleyen kemik veremli genç delikanlı ile belki de Safa'nın duygularına ortak oluyoruz, kim bilir? Safa'nın da kemik vereminden bedbahtlığında hikayenin otobiyografik cazibesi uzuv farkıdır. Safa kolu ile metanetini korumaya çalışırken hikayedeki isimsiz mürâhik bacağı ile me'lun.
Zavallı mürâhik, müphem hastalık sürecini gizleyerek annesini vehamete ortak etmek istemez. Bedbaht hayatına aşkından bihaber çocukluk arkadaşı da eklenince melânkolide muvazenesini kaybeder. Sonunda hayat onu 9.Hariciye Koğuşu'nda vehametli fenni son bir yönteme ilcai eder.
Velhasıl sağlığı ile imtihân olanın hâlinden damdan düşen anlar. Hastalık melankolisini uzun süre geçiren fert, durumu o kadar benimser ki sıhhatine kavuşunca nasıl yaşayabileceği muallağında ruh haline bürünür. Adaptasyon süreci kimine göre uzun kimine göre ise upuzundur.
(Yayın evinin kitap sonuna eklediği, unutulmaya yüz tutmuş, anlamını bilmeden dilden dökülen hâli ile cezbli lügatı sevdim)
" Felâketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir. Fakat annelerle değil, annelerle değil. Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur." S.12
"Halbuki mesele çok basit: insan hastalanır ve ölür." S.39
" Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filân... Zavallı mürâhik..." S.51
"Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: 'Buradayım!' der." ." S.51
"Dünyanın hiçbir Nüzhet'i yalan söylememelidir." S.51
" ...bir kere, inanmanın şehveti başladıktan sonra, hakikat olduğuna iman edilen şeyi bütün iştiyaklarıyla kucaklıyan insanlar gibi sevinçten çıldırıyordum, kuruntumun utancını duymayacak kadar mes'uttum." S.55
" Beni susturan şeyi nefretimdi. En basit içtimaî dâvaları anlamayacak kadar yabancı tesirler altında şahsiyetlerini kaybeden bu insanlarla münakaşaya mecbur olmanın küçüklüğünden muzdariptim." S.73
"... fakat ruhî azabıma nispetle çok asil, sade ve saf olan et ızdırabımı o gece sevdim." S.74
" Ümitten, aşktan ve tembellikten mürekkep bir hararet." S.83
" Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler." S.111
" Izdırabın derinlerine indikçe sevincimizi kaybetmek korkusu kalmadığı için, yeni bir sevinç başlıyor: Izdırabın ilacı ızdıraptır. İkisinin hâsıl-ı zarbı: Sevinç." S.112