Hepimiz aynı ruh hâline zaman zaman giriyoruz. (Farkındalık, duyarlılık, sağduyu, erdem peşinde veya hayat mücadelesinde olup da bu hâle hiç girmeyene ne mutlu, bravo onlara [?!]). Kimi o hâle biraz daha uzun saplanıp kalıyor, kimi daha kolay sıyrılıyor. Sanırım bu biraz da mutluluk ve sonuç odaklı yaşamamızdan kaynaklanıyor. Ben şahsen böyle durumları düşüncelerimi, hissiyatımı, önceliklerimi gözden geçirmek ve iç dünyamda devam eden yolculuğumda gerekirse rotayı yeniden belirleme için bir uyarı, bir fırsat olarak görmeye çalışıyorum. Bu bazen düşünmek, bazen iyi hissettirecek bir şeyler yapmak (kişisel hobiyle uğraşmak, film izlemek, birileriyle dertleşmek, aile, ev veya sosyal çevrede varsa ihmal edilen sorunlar için çabalamak, okumak, vb.), bazen de herşeyi sadece akışına bırakmak oluyor. Her zaman işe yarıyor mu? Bazen. Ama en azından yol bir şekilde devam ediyor. Acısıyla, tatlısıyla. Aslında -her zaman başaramasam da- en doğrusu, herşeye, herkese, her olaya ederi kadar değer vermek. Umarım her şey gönlünüzce olur...