"Yolcu 23: Gemideki Karanlık Sırların Peşinde"
Puan vermedi·400 syf.··
2025 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 18:07
OKUNABİLİRLİK: Dil sade, akıcı ve tempolu; kısa bölümlerle 400 sayfa akıp gidiyor. Ancak fazla karakter, soyadı bolluğu ve bilinçli kafa karışıklığı, özellikle başlangıçta okuru yorabilir. FİKRİN DERİNLİĞİ: Çocuk istismarı ve insan kaçakçılığı gibi ağır temalar yüzeysel işleniyor; şok etkisi yaratmaya odaklanıyor. KURGU: Kruvaziyer gemisi ayarı özgün ve gerilimli; fakat sürekli kaybolma vakaları ve bunların örtbas edilmesi inandırıcılığı zedeliyor. Ters köşeler dikkat çekici ama yer yer “şaşırtmak için şaşırtma” hissi bırakıyor. Hikaye, final sürprizine hizmet etmek için kurgulanmış hissi veriyor. KARAKTER: Martin’in kişisel trajedisi güçlü bir temel sunsa da hızlı olay örgüsü karakterlerle empati kurmayı zorlaştırıyor. Yan karakterler fazlalığı nedeniyle yüzeysel kalabiliyor. GENEL ETKİ: Hızlı, şok edici bir gerilim arayanlar için ideal; ancak mantık arayanları veya hassas temalardan rahatsız olanları hayal kırıklığına uğratabilir. Sebastian Fitzek’ten okuduğum ikinci roman oldu Yolcu 23. Hikâyeye başlar başlamaz kendimi karışık bir atmosferin içinde bulduğumu söyleyebilirim. Polis psikoloğu Martin Schwartz’ın karısı ve oğlunu bir yolcu gemisinde kaybetmesi, ardından yıllar sonra aynı gemiden gelen gizemli bir çağrıyla hikâyeye çekilmesi aslında oldukça etkileyici bir kurgu zemini sunuyor. Ancak giriş kısmında verilen isimler, geçmişte yaşananlar ve olay örgüsünün hızla akması okuru afallatabilir. Doğrusu, başlarda kimin kim olduğunu toparlamakta zorlandım ve bu durum kitabın ilerleyen bölümlerinde de fazlaca karakter ve soyisim kullanımı nedeniyle devam etti. Fitzek’in dili oldukça sade ve akıcı; sanki 400 sayfalık bir roman okumuyormuşsunuz gibi ilerliyor. Sayfalar hızla akıyor, okuru yormuyor. Ancak yazarın bir özelliği dikkatimi çekti: olayları sürekli karıştırıp okurun kafasını bilinçli olarak bulandırmak. Bu, güçlü ters köşeler yaratmak için kullanılan bir yöntem olsa da bazen hikâyeyi derinleştirmekten çok “şaşırtmak için şaşırtma”ya dönüşüyor. Özellikle mantık dışı durumlar sizin kırmızı çizginizse, bu tercih can sıkıcı olabilir. Çünkü Fitzek kimi yerde gerilim uğruna mantığı feda ediyor. Geminin hikâye mekânı olarak seçilmesi oldukça iyi düşünülmüş; izole yapısı sayesinde gerilim artıyor. Fakat gelişen hızlı olaylar sonucunda karakterlerle empati kurmak zorlaşıyor, diyaloglar da yer yer yapay ve kaba bir hissiyat uyandırıyor. Gemide sürekli insanların kaybolması ve bunun örtbas edilmesi ise inandırıcılığı zedeliyor. (Böylesi bir gemide güvenlik sistemlerinin bu kadar zayıf olması) Tek bir kayıp üzerinden gidilseydi çok daha ikna edici olabilirdi. Romanda yer yer okuru rahatsız edebilecek sahneler var ve Fitzek bunları ustalıkla işlemiş. DİKKAT: Ensest temasına yer vermesi ise cesur bir tabu kırma olarak görülebilir ama aynı zamanda bıçak sırtı bir tercih. Bu, bazı okurlar için kırmızı çizgi olabilir ve kitabı bırakmalarına sebep olabilecek kadar rahatsız edici bulunabilir. Final bölümü, yıllar süren gizemleri çözmesi açısından ilgi çekici; fakat genel olarak bakıldığında sanki hikâyenin tümü sadece bu sona ulaşmak için kurgulanmış gibi bir his bırakıyor. Karakterlerin derinleşmesi ya da olayların daha tutarlı ilerlemesi yerine, her şey final sürprizine hizmet ediyor. Bu da Yolcu 23’ü hızlı tüketilen ama üzerinde fazla düşünülmeyen bir gerilim romanı konumuna getiriyor. Fitzek’in temposu ve sürprizleriyle merak uyandırsa da mantıksal boşlukları ve yapay görünen ters köşeleriyle okurları ikiye böleceği düşüncesindeyim.
Yolcu 23Sebastian Fitzek · Pegasus Yayınları · 2018757 okunma
·
768 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Telefon rehberi gibi isimlerle dolu romanları çok yorucu buluyorum. Sadece bir paragrafta ismi geçen ilerleyen bölümlerde bir daha hiçbir fonksiyonu olmayan bu isimleri açıkçası gereksiz bulurum (şahsi fikrim) Ensest ve pedofil yazan yazarlardan ise buz gibi soğuyorum. Evet hayatın maalesef bir gerçeği ancak edebiyatçının biraz önder olmak yol göstermek gibi bir misyonu olduğuna inanırım. Örneğin bazı romanlarımda karekterin intihar eğilimleri omuştur. Ancak böyle bir bölüm yazmamaya ve satır aralarında bu düşüncenin yanlış olduğuna ilişkin vurgulamalar yapmaya çalışmışımdır. Hata düşünüyorum da böyle bir düşünceyi karekterin düşünmüş olması bile bilki de hataydı.... aydınlatıcı ve objektif incelemeniz için teşekkürler
Sorgulayan Okur M. Işık
Gönderi Sahibi
Eğer bir amaç-gaye üzerine yoğunlaşırsa bu durum aslında çok önemli, ama ilgi çekmek için ya da şok edici bir son amacıyla yazılmış olması düşüncesi beni de ziyadesiyle rahatsız eder.
Genellikle bu tarz kitapları okumaktan çok keyif alırım. Ancak olumsuz yönleri beni uzaklaştırıldı diyebilirim.
Sorgulayan Okur M. Işık
Gönderi Sahibi
Yani benim düşüncelerim okurdan okura değişebilir, ama hassas olduğunuz bir konuysa rahatsız edici olacaktır.
Hocam,isim ve karakter çokluğundan ve takip zorluğuna değinmişsiniz.Benim aklıma eğer kitabı okursan Excel dosya açma fikri geldi.Bu ,şu ,o , onlar......
Sorgulayan Okur M. Işık
Gönderi Sahibi
Yabancı yazarlar isim ve soyismi kitapta sürekli kullanınca başlarda baya karmaşık bir hal alıyor benim için. Olmaz diye düşünüyorum ama oluyor :) Evet o da bir seçenek, acaba mı diyorum, bakıyorum iş işten geçmiş :)